31 Ekim 2023 Salı
Evrensellik Mi Standartlaştırma Mı?
22 Ekim 2023 Pazar
İnsanlar, Uluslar ve Hayali Toplumlar
İnsana dair hiçbir şey
insanüstü bir otoriteden gelmemiştir.
Bu insan icadı olan
hiçbir şeyin anlamsız olduğunu göstermez.
Çünkü insan, kendi
dünyasını yaratmak, inşaa etmek zorundadır. Hiç bir şey, insana önceden verili sunulmamıştır.
Bu yüzden insan
toplumlaşmasına dair hiçbir şey, insan icadı olmasının ötesinde bir anlam
taşımaz.
Yani inan kendisine
kendisinden üstün bir otoritenin v erdiği bir düzen ya da toplum telakkisiyle
var olmamıştır. İnsan kendisinin farkında olmak zorundadır.
Bunun nasıl olduğunu
bilmiyoruz. İnsana varoluşunun farkında olmasını sağlayan varlığın Tanrı mı yoksa “evrim” mi
olduğunu bilmek imkânsızdır.
Ama insan bir kez
var olduğunu anladığında… Daha doğrusu “varoluş” ortaya çıktığında ki insan
dışındaki hiçbir biyolojik tür böyle bir bilince sahip değildir, hiç bir tür yok olup
gitmek korkusunu taşımamaktadır.
Değer üretmek yalnızca
insana özgü bir yetenektir. “Değer nedir?” diye soracak olursak bu, “Elde edilmek
istenen ve elde edildiğinde de korunmak istenen varlık” anlamına gelmektedir ki hiç bir hayvan türünün böyle bir ayırt
etme yeteneğinden bahsedilemez.
Bu yetenek, insan denen
hayvan türüne Tanrı tarafından mı bahşedilmiştir yoksa evrimin rastlantısallığının
bir sonucu mudur bilinmez ama madem bir kez ortaya çıkmıştır, bu bilinç
türümüzü diğer türlerden (aslında cinslerden) ayırt eden tek özelliktir.
Karşı cinsiyetle
her halükârda ilişkiye girmek isteyen bir hayvan türünün kaçınılmaz
dürtüleriyle bir toplumsal düzen kurmak isteyen insanların, aynı zamanda bu
hayvanca dürtülerine söz gelimi karbon atomunu yaratan bir yaratıcıyı şahit ve
dahası “sahip” göstermesi bu yüzdendir ki insanı diğer hayvanlardan ayıran varoluş
bilincinin açık sömürüsüdür.
Yani? İnsan
toplumlaşması “doğal” değildir, doğaya aykırıdır. Neden böyledir? Çünkü insan
toplumlaşması, toplu bir anlamlandırma işlevinin soncudur.
Ve fakat…
İşte tam da bu
sebepten toplumlaşmaya girişen insanların ortak bilinç geliştirebilme
yetenekleriyle sınırlıdır.
Dolayısıyla… Zürafa
doğanın bir “emri” iken Türk, Arap ya da Kürt kimlikleri, doğanın bir emri
değildir. Bu kimlikler, bu kimlikleri zaman içinde oluşturan toplumların
eseridir.
Öte yandan bu kimlikler
birbirleriyle eşit değildir, çünkü bu kimliklerin oluşma biçimleri, içerdikleri
toplumsal birikim ve kültürel gelişmişlik eşit değildir.
O halde şunu
anlamalıyız ki her toplumsal oluşum, hukuk geliştirici ve devlet yapabilen ulus
seviyesine ulaşamadığı gibi aynı derecede bir “etikete” de sahip olamaz.
O halde hepimiz “hayali”
kimliklere” sahibiz. Hepimiz bu hayali kimliklere sahipken hepimiz bu
kimlikleri oluşturan anlam geliştirme yeteneğimizi ortak anılar biriktirerek
gelecek nesillere aktarıyor ve buna “tarih” diyoruz.
Burada da ortaya
bir sorun çıkıyor ki o da kimi toplumların( ulusların) ortak anıların kendilerinin
yazması, ulus olamayan, egemen olamayan, uydu olan, kurban duygusunu içinden
atamayan, bağımlı bir takım toplulukların
“tarihin” içinde, tarihi yazanların kendilerinden söz ettiği kadar var
olabilmeleri. ( Bu ayrı bir konudur…)
O halde… İnsanın “hayali”
sanılan bütün kimlik oluşumları aslında onun dünyaya kendince verebildiği
anlamlarla ilgilidir ki her toplumun bunu yapabilecek kaabiliyeti yoktur.
20 Ekim 2023 Cuma
Felsefî Türkçülük ve Türkçü Felsefe
Atsız’ın tavizsiz idealizminden ve romantizminden beslenen kuşakların,
başlığa itiraz etmesi kuvvetle muhtemeldir. Ve daha kötüsü, Atsız’ın tavrını “romantik” diye küçülttüğümün düşünülmesi daha da muhtemeldir.
Fakat Atsız’ın
romantizminden bahsetmek, onun ilmî ve pratik derinliğini küçümsemek değildir.
Atsız’ın “romantizmi”,
Türklük duygusunun gerek ahlâkî gerekse ülkücü yönlerinin en saf, en katıksız,
en kristalize ve tavizsiz halinin ifade edilmesidir.
Atsız’ın
romantizmi, Türklük duygusuna, lâyık olduğu mevkii vermek gayretidir.
Atsız’ın
romantizmi, kalplerin Türklük gururu ve sevinciyle atması demektir.
O halde felsefî bir
Türkçülükten ya da Türkçü bir felsefeden bahsettiğimizde, biz bu yüksek duygu
dünyasını red ya da ,inkâr etmeyiz, edemeyiz.
O halde felsefî bir
Türkçülükten neyi murat ederiz?
Bu, Türkçülüğü
felsefenin boyunduruğuna sokmak mıdır? Elbette hayır!
Felsefî Türkçülük, Türklük
bilincinin, sürekli bir uyanıklık ve farkındalık içinde kalmasını sağlamak,
bunu sağlamak için de onun içerdiği ve onu çevreleyen kavramlar/olgular dünyasını Türk aklıyla yorumlamak demektir.
Peki ama o halde
Türkçü felsefe ne demektir? Felsefenin Türkçüsü olabilir mi? Felsefe “kimlikler
üstü” bir kavrayış, insanlığı ortak bir malı değil midir?
Maalesef bu çocukça
bir yorumdur ve dünyanın gerçekliğiyle bağdaşmaz.
Mantık için bir
evrensellikten bahsedilebilir ama felsefe daima kültürün gölgesinde kalmaya
mahkûmdur.
Felsefe gerçeğin
aranması için uğraşmak demekse “gerçek” konusunda her ulusun kendi kültürünün
ağırlık merkezinin kavramlar uzayını kendine göre biçimlendirdiğini bilmemiz
gerekir. Kütle çekiminin ışığı bükmesi
gibi kültürler de kendi büyüklüklerine göre kendi gerçeklerini oluşturur,
gerçeği kendilerine göre bükerler.
Söz gelimi Plevne
bizim için şanlı bir müdafaa harbiyken
Ruslar için bir zaferdir.
İstanbul bizim için
fethedilmiş bir şehirken Rumlar için işgal edilmiş bir şehirdir.
O halde şu açıkça
anlaşılmalıdır ki toplumların kavrayışlarında objektif bilimsellikten eser
bulunmaz.
Söz gelimi Alma
idealizminin babası Hegel için “evren” Alman aristokrasisinin ve bürokrasisinin
kadir-i mutlak gücüyle şekillenmiş bir saray mutfağı gibidir.
O halde Türkçü
felsefe Türkçülüğün akıl yürütme biçimini ve gerçekleri oluşturma yetisini
geliştirmek demektir.
Peki bunlar neden
önemlidir?
Aslında Orhun
yazıtları bunların doğrudan cevabıdır. Onlar, Türk olarak neyi, kimi, nasıl kavramamız gerektiğini bildiren Türkçülüğün
ilk felsefe metinleridir.
Bütün bunlar neden
gereklidir?
Hayatı kendi
gözleriyle göremeyen, kendi aklıyla yorumlayamayan, kendi gerçeklerini
oluşturamayan toplumlar geri toplumlardır ve böyle toplumlar da av olmaya
mahkûmdur.
Çünkü uluslararası
ilişkilerde her koyun kendi bacağından asılır. Uluslararası ilişkilerde adalet,
merhamet, empati ve tevazu yoktur. Her ulus kendi dünyasını ancak ve yalnız
kendisi oluşturmalıdır.
Bu açıdan aslında
Kutadgu Bilig ve Divan-ül Lügat-it Türk, modern Türk kavrayışının temel
eserleridir dense herhalde çok da yanılmış sayılmayız.
Felsefe asla
korkakların sığınağı olmadığı gibi Türkçülük de Kürtçülüğün/etnikçiliğin/ırkçılığın
ayna görüntüsü bir kabilecilik fanatizmi
değildir.
İşte bu yüzden özgüvene
ve özsaygıya sahip bir toplum olmanın gereğini ancak kendimize özgü bir felsefe kavrayışı yaratarak
yerine getirebiliriz.
Ancak o zaman “Ne
mutlu Türküm diyene!” sözünün anlamını kavrayabiliriz.
19 Ekim 2023 Perşembe
Yaratıcı Fikirler Ve imkânlar Kuramı Üzerine Kısa Bir Deneme
Fikri mülkiyetle
refah arasındaki ilişki “imkânlar kuramıyla” açıklanabilir.
İmkânlar kuramı, fikirlerin yarattığı imkânların malları
n üretiminde meydana getirdiği artışın yanı sıra, mallarla meydana getirilen katma değerin artışını da açıklar. Bu açıdan imkânlar kuramı malların miktarıyla nitelikleri arasında bir köprü görevi görür.
İmkânlar kuramı,
yaratıcı fikirlerin, üretim süreçlerindeki etkisi ile ilgilidir. Buna göre
yaratıcı fikirler, üretim süreçlerini hızlandırır, ayrıntılandırır ve
özelleştirir.
Bu üç özelliği ile
üretim süreci aynı malın daha yüksek miktarda üretimini sağladığı gibi otomotiv
sektöründe olduğu gibi zaman içinde aynı ürünün daha kaliteli formlarının
üretilmesini “sağlar”.
Ayrıca yaratıcı
fikirler, daha önce var olmayan malların ortaya çıkarılmasını da sağlar ki genellikle
fikri mülkiyet onun “icattan ibaret” olduğu yanılgısıyla anılır. Oysa bir “imkân”,
üretim unsurlarının yaratılmasında enerjinin en verimli kullanılmasını sağlayabilecek
bir etkendir.
İktisatta üzerinde
düşünülen şeyler genellikle malların içerdikleri “doğal değerdir”. Oysa mallar
böyle bir değer taşımazlar. Malların değeri onlara duyulan ilgi ve beklentiyle ortaya
çıkar.
Bir mala duyulan
ilgi veya onun değerler çizelgesindeki yeri, malın taşıdığı potansiyelle yani
imkânla ilgilidir. Bu potansiyel, o malın kendinden sonraki aşamada
yaratabileceği katma değerle ilgili sezgilerin bir bulutsusudur. Bu bulutsu,
bilimin verileriyle ne kadar desteklenirse kütle kazanmaya o kadar yaklaşır.
İşte “imkânlar” bu aşamada birbiriyle ilgili dağınık bilgilerin cisimleşmesi
hakkında neredeyse ölçülebilir bir istatistiktir. Burada “neredeyse” nitelemesi
önemlidir, çünkü bulutsunun yani bir gezegen ihtimalinin parçacıkları gibi
düşünebileceğimiz veriler ne kadar belirliyse hesaplanabilirlik o kadar artar.
Yine de bu hesaplama malın nihai fiyatını asla belirleyemez.
Bu hesaplama sadece mevcut enerjinin ve
kaynakların ne kadar uyumlu ve verimli olabileceğine dair bir tahmin olabilir.
Burada enerji, aslında hesaplamalarda ya da analizlerde üstünde hemen hemen hiç
düşünülmeyen temel bir faktördür ki Marx bunun “emek” olduğunu düşünmüştür.
Oysa tam otomatik bir üretim bandında insan emeğinden çok daha verimli
gerçekleştirilen üretim, bize emeğim bir enerji olmadığını açıkça gösterir.
İnsan olmaksızın da devam edebilecek bir üretimin ihtiyacı, enerjidir.
İşte bir imkân bu yüzdendir ki üretim unsurlarının yaratılmasında
enerjinin en verimli kullanılmasını sağlayabilecek bir etkendir.
Marx’ın yanılgısı, enerjinin,
ebediyen insan emeğinden oluşacağını sanmasıydı.
Bu açıdan
bakıldığında en büyük patent ateşi icat eden insana verilmeliydi. Çünkü ateşin
insan eliyle yaratılması sayesinde maddeyi enerjiye dönüştürmenin yolunu bulduk
ve bu bize neredeyse sınırsız “imkânlar” sağladı.
Bu yüzden de bir
teknolojik yeniliğin “değeri” onun içindeki emek- zaman ilişkisinden
kaynaklanmaz. Bir teknolojik yeniliğin “değeri”, bize uzun süreli ve çeşitli
üretim faktörleri elde etmek imkânı vermesinde aranır ki bu da “fikri
mülkiyetle” değerlendirilir ve korunur.
Bunun bir başka
örneği sanat eserleridir. Sanat eserleri, yaratıcı zekâların bize
kazandırdıkları ölümsüz tüketim ürünleridir. Dolayısıyla onları yaratanları,
sadece yaşadıkları dönemin değil, hayatlarından sonraki insanlara bile estetik
bir yarar sağlayacak eserlerinin içerdikleri “akıl ve duygu imkânlarından”
dolayı korur ve ödüllendiririz.
İmkânlar kuramı
romantik bir ödüllendirmeyle ilgilenmez. O değerin gerçek doğasına dair bir
yaklaşımdır.
1 Ekim 2023 Pazar
17 Eylül 2023 Pazar
Milliyetçilik Merkez Sağda Mı Olmalıdır?
çıkça demokrasinin istismarıdır. Çünkü toplumun devam etmesi için test edilmiş ulusal hukuk devleti formülünün tersine çevrilmesini, toplumun manipülasyonu ve kandırılması yoluyla gerçekleştirmek ister.
Merkez sağın hastalıklı yapısı aynı zamanda onun
tutarsız ekonomi politiğinden gelir. Çünkü Merkez sağ sanıldığı gibi rekabetçi
bir serbest piyasayı savunmaz. Kadrolarına kendisinden olanları doldurduğu bir
devletin eliyle, güdümüyle ve hatta doğrudan emirleriyle işleyen bir piyasa
kurmaya çalışır. Doğrudan müdahaleci ve çıkara yönelik komutacıdır. Bu yanıyla
da kesinlikle sosyalizme yakındır.
Dolayısıyla Merkez sağ, “barıştırıcı bir dinin
uzlaştırıcı siyasi temsilcisi” falan değildir. Türk Milleti’nin kişiliğini,
tarihini ve menfaatlerini önemseyen bir korumacılığı falan da yoktur.
Merkez sağın ana avadanlığı dindir ve bunu da asla
gizlemez. Bugün bu avadanlık İhvan-I Müslimin ideolojisidir.
Türkiye’de milliyetçiler, kendilerini, medeniyetçi,
akılcı, beşerî, özgün ve üretken bir seçenek haline getirmek yerine mahalle
imamlarının akıl yürütmesiyle şekillenmiş merkez sağa dönüşerek kısa yoldan
iktidara gelmek istedikleri için merkez sağ daha da sağlıksız ve hatta zehirli
bir hal almıştır. Üstelik bu aklı evvellik Türk Milliyetçiliğinin,
şeriatçılığın sakat ve zayıf bir kolu haline gelmesine yol açmıştır.
Bu yüzdendir ki eski alışkanlıklar ne olursa olsun, politikalarında
doğrudan ve açıkça Türklük muhabbeti ve duyarlılığı sergilememiş, akılcı ve
beşeri bir toplumsal düzen tasavvurunu desteklememiş hiç bir “sağcı”
politikacının, herhangi bir Türkçü’nün zihin dünyasında yeri olmamalıdır.
Bunun yanı sıra liberal bir çerçeveye sahip (pek az sayıda)bir takım milliyetçilerin de
sırf liberalizm adına merkez sağ popülist politikacıların eylemlerinden bir
hikmet çıkarmaya çalışması boşunadır. Çünkü yukarıda değindiğimiz gibi Merkez
sağın politikacıları ne milliyetçidir ve ne de özlerinde liberalisttirler.
Türk milliyetçiliği yolunu, şeriatçı popülizmden ve
popülist komuta ekonomiciliğinden derhal ayırmadıkça benzediği kötülüklerin
cılız bir taklidi gibi görünmekten kurtulamayacaktır.
İbrahim
ŞİMŞEK
BELGE: 12
Havza, le 27-5-1919
Bilgi. Figür
XX Kolordu
Komutanı Ali Fouad Paşa Hazretlerine
Ordu, Ankara
26-5-1919 tarihli şifreli telgrafa yanıt
Afyon Kara Hisar 23. Tümeninin numaraları nedir? Ona
yönelik takviyeleri nereden alacağız? Mevcut genel durumumuzda buna nasıl bir
görev verdiğinizi düşünüyorsunuz? Konya'da bir “Kurtuluş Ordusu” kurulduğu
söylendiği doğru mu?
Vali'yle anlaşabildiniz mi?
Kardeşçe selamlar.
Mustafa
Kemal
BELGE: 13
Havza, 27-5-1919
Bilgi. Figür
Yıldırım
Birlik Müfettişliği, Konya
Yıldırım Birlik Müfettişliği'nde Konia II, İtilaf
birliklerinin Magnesia'yı işgal ettiğini söylüyor. Lütfen bilgilerinizi bana
bildirin. Afion Kara Hisar'daki bölünmeyi maddi olarak güçlendirme imkanı
olacak mı? Sana yalvarıyorum, mevcut koşullar altında bu tümene verilebilecek
olası görev ve ayrıca bazı söylentilere göre 1940'larda kuracağımız
"Kurtuluş Ordusu"nun doğası ve temel organizasyonu konusunda beni
acilen aydınlatmanız gerekiyor. Konya.
Mustafa
Kemal
3. Ordu Birlik Müfettişi
BELGE: 14
Ankara'dan Birlik Müfettişliğine gönderilen 574
numaralı şifreli telgraf 3'üncü Ordu'dan. 27.05.1919 tarihli şifreli telgrafa
yanıt.
23. tümenin gücü ancak dokuz yüz kişiye çıkarılabildi.
Angora ofisi ona takviye sağlamakla görevlendirildi. Bazılarını sitede sağlamak
için de adımlar attım. Bu konu hakkında hala bir cevabım yok.
23. tümen Tarsus'ta bildiğiniz tümendir. Yakın zamanda
benim komutam altına alındı. Kullanılabilir duruma getirmek için çalışıyoruz.
Bordour'da, Spartha'da ve Kassaba'da bir taburu var. Kuvvetlerinin geri kalanı
Afion Kara Hisar'da. Bir işgal girişimi durumunda tümen, yerinde takviye
yapılana kadar mevzisini koruyacak, saldırıya uğraması halinde ise yerel halkın
sağladığı takviyelerle kendini savunacak.
Konya'da savunacağız . . .
Konya'da bir “Kurtuluş Ordusu”nun kurulduğuna dair
hiçbir şey öğrenmedim. Vali ile ilişki kurmaya çalışıyorum. Ne yazık ki Helen
birlikleri Magnesia'yı işgal etmiş olacaktı. Halk bir protesto toplantısı
düzenlerdi.
Saygılarımla.
Ali
Fuad
20'nci Tümen Komutanı Tuğgeneral
BELGE: 15
Konya, 30-5-1919 Personel 259
3'üncü Ordu Alay Teftişine Havza'nın 27 ve 29 Mayıs
1919 tarihli şifreli telgrafına cevabı.
1. Helen ordusunun Magnesia ve Aidine bölgelerini
işgal ettiği söyleniyor. Afyon Kara Hisar'ın bölünmesini çevre güçleriyle
güçlendirmeye çalışıyoruz. Rum olan mutasarrıfı değiştirmeyi başardık. Bölüm,
yerel güvenliği sağlarken her türlü işgal girişimine kesinlikle karşı
çıkacaktır. Bu önlemler hazırlık aşamasındadır. Konya ordusuna destek
verebilecek güçler toplamaya çalışıyoruz.
Ancak bunun adı ve unvanı yok.
2° Hakları Savunma ve İlhak Karşıtlığı Derneği
Denizli'de bulunmaktadır.
Cemal
Yıldırım Birlik Müfettişi
BELGE: 16
Havza, 1-6-1919 Kadro. Figür.
Özel No. 38
Erzurum XV. Kolordu Komutanına, Komutanlığa
komutasında aynı kolordu Samsun'a konuşlandırıldı Diyarbekir'deki XIII. Kolordu
Komutanı.
1° Yunan ordusu ayrıca Magnesia ve Aidine çevresini de
işgal etti.
2° Afion Kara Hisar'daki Fransız müfrezesinden
Müslüman bir çavuşun, Kara Hisar ve çevresinin İtalyanlar tarafından işgal
edileceğini, ardından Fransız müfrezesinin bölgeyi boşaltacağını söylediği
bildirildi. XX'inci Kolordu Komutanlığı, 23'üncü Tümen'den gelen bir rapora
göre, Kara Hisar'a 10 saat uzaklıkta bulunan demiryolu köprüsünün Fransız
birlikleri tarafından korunduğunu ve bu kasabada bulunan mühimmat depolarımızın
yanı sıra mühimmat depolarımızın da bulunduğunu bildirmektedir. İlçede yabancı askerlerin
sürekli gözetimi altındadır.
3° Yıldırım Birlik Müfettişliği, Afion Kara Hisar
tümenimizi güçlendirmeye çalıştığımızı, her türlü işgal girişimine karşı çıkmak
için adımlar attığımızı ve Konya'da işgale destek verebilecek milli bir güç
olarak hazırlık yapmaya çalıştığımızı bildiriyor ordu.
Mustafa Kemal
Tuğgeneral, 3'üncü
Ordu Müfettişi Majesteleri Sultan'ın Fahri Yaveri
DAĞITIM: 17
16-6-1919
Acil. Figür. Kadro
Acil. Figür. Genelkurmay Başkanı Cevad Paşa
Hazretlerine Özel Edirne Kolordusu'nun şu anki komutanının kim olduğunu ve
Cafer Tayar Bey'in şu anda nerede olduğunu lütfen bana bildirin.
Mustafa Kemal
BELGE: 18
Cafer Tayar Bey komutan olarak Edirne'de
1. Ordu Kolordusu.
Genelkurmay Başkanı Cévad
BELGE: 19
Amasya, 18 Haziran 1919
Figür. Acil
Kolordu Komutanı Cafer Tayar Bey Efendi'ye
Edirne
Büyük güçlerin ulusal bağımsızlığımızı engellemek,
ülkemizin parçalanmasına zemin hazırlamak için giriştikleri eylemleri
biliyorsunuz. Merkezi hükümetin yaltakçı tavrını, beceriksizliğini siz de
biliyorsunuz. Milletin kaderini böyle bir hükümete emanet etmek Allah'a
mahsustur. Yasaklamak, kendini azaba teslim etmek. Anadolu'nun bir ucundan
diğer ucuna kadar tüm halk, ulusal bağımsızlığın kurtarılması için birleşmiş,
istisnasız tüm komutanlar ve yüksek bir feragat ruhuyla hareketlenen
yoldaşlarımız oybirliğiyle karar almıştır. Hemen hemen bütün Valiler ve Valiler
de bu alana girmiştir. Bu yüce hedefe ulaşmak için "Her türlü ilhaka karşı
Milli Hakları Savunma Derneği" genel başlığı benimsenmiştir. Örgüt
Anadolu'da ilçe ve ilçelere yayılıyor. Özerk Kürdistan propagandası susturuldu.
İngiliz himayesi. Bu fikrin takipçileri işten çıkarıldı. Kürtler Türklerin
yanında yer aldı. Tüm vilayetlerin delegelerinden oluşan bir merkez komite
kurmaya ve Edirne vilayetinin ilhakına karşı ve Milli Hakların Savunması için
Trakya Derneği ile el ele yürüme kararı alarak, Anadolu ve Trakya'daki tüm
derneklerin birleşmesi. Bu Komite, Orta Anadolu'da, dolayısıyla milletin sesini
tüm dünyaya duyurabilecek en iyi konumda olan, Konstantinopolis'in kontrolünden
ve Yabancı Güçlerin her türlü etkisinden korunan bir şehir olan Sivas'ta
toplanacaktır. Gerekirse Konstantinopolis'te bir Temsilci Komite bırakabiliriz
ama gerçek gücümüz olmadan. Konstantinopolis'teyken “Trakya” Komitesi üyelerine
danıştım. Artık harekete geçme zamanıdır. Lütfen, lütfen ilgililerle ihtiyatlı
bir şekilde konuşun ve derhal organizasyonlar kurun. Beni buraya delege olarak
bir veya iki değerli kişiyi gönderin. Samsun yoluyla ya da demiryoluyla seyahat
etmeleri gerekiyor ama saklanıyorlar. Onların kimliği. Bu delegelerin, gelene
kadar beni Edirne vilayetinin temsilcisi olarak atamak üzere bir belge imzaladıklarını,
imzanızı da içeren şifreli telgrafla bana bildirme nezaketinde bulunacaksınız.
Bu bağımsızlık hedefine ulaşılıncaya kadar kendimi tamamen millete adayacağıma,
benim için kutsal olan her şey üzerine yemin ettim ve gördüğüm genel arzuya
cevap vermek için bu yeminimi her yere ve herkese bildirdim. Bir daha
Anadolu'dan ayrılmamaya kararlıyım. Bu çözünürlük, sarımsak onlarınki tamamen
tüm yoldaşların kanaatine ve kararına dayanmaktadır. Bu telgrafın alındığına
dair onayı acilen bekliyorum.
Mustafa
Kemal
Tuğgeneral, 3'üncü Ordu Müfettişi
Majesteleri Sultan'ın
Fahri Yaveri
DAĞITIM: 20
Bursa, 27 Haziran 1919
Kadro
Sivas
yolu ile 3'üncü Ordu Müfettişliği'nde
Sivas yolu ile 3'üncü Ordu Müfettişliği'nde
Az önce aldığım düz metin telgrafta, geçici emir
kaldırıldığı için, bu emrin alınmasını takip eden yirmi dört saat içinde
bulunduğum yerden ayrılıp, gidip düzeni yeniden düzenlemem gerektiği
bildiriliyor. Benim de komutanı olduğum, Mudanya yoluyla İzmir'den Bursa'y
nakledilen 56. tümenin kalıntıları.
Ulusal emelleri gerçekleştirmek için yeterli araçları
elde edemediğimden ve tümenimi yeniden düzenleyip yeniden düzenleyerek daha
büyük hizmetler sunma olasılığını gördüğümden, 21-G-1919 sabahı Bursa yönünde
Kule'den ayrılmak zorunda kaldım.
Ancak sivil otoritelerin olumsuz tutumuna rağmen
Merkezi Hükümetin tekrarlanan emirlerini yerine getirmeye çabaladım ve
faaliyetimi engelleyen koşullara rağmen, Aidine vilayetinin farklı yerlerinde
ulusal bir hareket lehine temeller oluşturmayı ve şu düşünceyi yaymayı
başardım: Ülkenin kurtuluşu için donmuş ruhların ataletinden kurtulacak ulusal
bir coşku mutlaka gereklidir.
2° Bugün 27 Haziran 1919'da Brousse'a vardığımda her
ikisini de aldım. Ekselanslarının 22'nci yıl tarihli telgrafları. İnancınızın
ve eylemlerinizin, vatanın ve milletin gücünü yükseltmenin tek yolunu bize gösterdiğine
inancımın tam olduğunu kesinlikle bilmiyorsunuz. Bunun üzerine hemen gerekli
tedbirlere başvurdum. Sonucu size bildireceğim. Doğrudan yazmama rağmen
Tchiné'deki 57. Tümene de emir vermenin uygun olacağını düşünüyorum.
3° Resmi makamların tüm engellemelerine rağmen,
bölümümün en kısa sürede yeniden düzenlenmesi için çalışarak, burada ulusal
özlemleri karşılamak için mümkün olan her şeyi yapacağım.
4° Milletimizi kurtarmak ve inancımızı sürdürmek için
üstlendiğiniz görkemli çalışmada başarılı olacağınıza inanıyorum.
Lütfen taleplerinizi bana iletmeye devam edin.
15 Eylül 2023 Cuma
14 Eylül 2023 Perşembe
Fransız Belgelerinde Kuva-i Milliye 2
İbrahim Şimşek Fransız belgelerinden Milli Mücadele'yi anlatmaya devam ediyor.
BELGE: 5
1 Haziran 1919 Bilgi No 44. Şifreli
Trabzon Vilayeti'ne
1° Trabzon'da kurulan “Merkeziyetsizlik Derneği”nin kuruluş tarihi nedir? Programı nelerden oluşuyor? Hükümetten izin aldı mı? Promosyon yapanlar kimler? Hükümet hangi gerçekleri ve eylemleri biliyor?
2° “Doğu Vilayetleri Haklarını Savunma Derneği”nin Trabzon'daki komitesinin temsilciler
i kimlerdir?
3° Bu iki derneğin teşkilatı vilayetin başkentinde ve nahiyelerinde ne ölçüde gelişmiştir?
Bu iki kuruluş dışında başka kuruluşlar var mı?
Lütfen bu sorularla ilgili beni acil bilgilendirin.
Mustafa Kemal
BELGE: 6
Trabzon, 9-61-919, 10'da alındı No 434
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne, Havza 1 Haziran 1919 Tarihli, No:44 Şifreli Telgrafa Cevap
Trabzon'da "Merkezileşme Derneği" yok. Birkaç ay önce Konstantinopolis'te kurulan “Trabzon ve Bölgenin Ademi Merkezileştirilmesi Derneği” buraya Nazmi Nuri Efendi adında bir elçi gönderdi.
Geçenlerde ayrıldı. Onun çabalarının ardından açılışını yaptık. Bu Derneğin Off Kazası ve Lazistan ilçesindeki alt komiteleri.
Trabzon'un "Hak Müdafaa Cemiyeti", Mürdhan zade Zia, Nemli zade Sabri, Çulha zade Kadri, Hacı Ali Hafızzade Mehmed Salih, Kazazaz zade Hüseyin, Abanoz zade Hüseyin ve Hatibzade Emin Efendi'den oluşuyor. ülkenin en önemli ileri gelenleri. Bu Cemiyetin gösterdiği çabalar, Osmanlı birliğini korumaya yönelik vatanseverlik duygusundan ilham almaktadır.
Derneğin tüm bağımlılıklarda komiteleri vardır. Ayrıca Trabzon'da yedek subaylardan oluşan bir birlik bulunmaktadır.
Vali: Mehmed Galib
BELGE: 7
Konstantinopolis, 19 Mart 1919
İllerin Milli Savunma Dairesi Başkanlığında Doğu, Trabzon
Derneğimizin kuruluş amacı ve faaliyet amacı hakkında sizleri daha önce detaylı olarak bilgilendirmiştik. Bu hedefe kararlı bir iradeyle ulaşıyor. Müslüman unsurun haklarını daha etkin savunabilmek amacıyla Derneğimiz, “Le Pays” başlıklı Fransızca günlük bir gazete yayınlamayı üstlenmiştir. Ayrıca “Hadissat” gazetesini çıkarmak için izin aldı.
Derneğimiz bu iki tarafsız gazete aracılığıyla Doğu Vilayetlerinin Osmanlı hakimiyetinde kalması ve bazı iftiraların Müslüman unsurların haklarına tecavüzlere yer vermemesi için kampanya yürütmektedir.
Diğer taraftan İtilaf Devletlerinin Konstantinopolis'teki temsilcilerine teslim edilerek Başbakanlarına gönderilen muhtıra, bir kopyası da size gönderilecek. Ayrıca ulusal haklarımızı savunmak için Avrupa'ya bir heyet gönderme kararı aldı.
BELGE: 8
Diarbekir'den, 8-6-1919, 14'ünde alındı 3'üncü Ordu Denetiminde
1-6-1919, No. 44 tarihli şifreli telgrafa yanıt
Doğu İlleri Haklarını Savunma Derneği'nin burada organize bir komitesi yok. Ancak geçtiğimiz günlerde Trabzon ve Erzurum'dan Kürdistan'la ilgili gönderilen endişe verici telgraflarla harekete geçen Hıristiyan halk, bu amaçla bazı adımlara başvurdu. Vilayet durumu açıkça anlatmaktan ve tavsiyelerde bulunmaktan geri durmadı. Bu tavsiye ve açıklamanın bir kopyası gönderildi. Kürt Derneği, Diarbékir'de birkaç genç tarafından kuruldu. . İngiliz himayesi altında özerk bir Kürdistan'ın yaratılması için propaganda yapan dağıldı. Dernekler kanununa aykırı olan bu girişimlerin sahipleri hakkında Vilayet tarafından yasal işlem başlatılmıştır. Öte yandan buraya gelen Süleymaniye'deki siyasi ajan Sayın Nowill'in fikirlerini duyan halk, bu propagandayı şiddetle reddetti. Şu anda Diyarbekir'de “Liberal İtilaf” partisi dışında bir dernek bulunmamaktadır.Geçici Vali: Mustafa
BELGE: 9
Amasya, 15 Haziran 1919 Bilgi. Şifreli Yanıt: 8-6-1919.
Diyarbekir Vilayeti döneminde ülkede nifak tohumları ekmeye çalışan her türlü derneğin kapatılması ve bu derneklerin devam ettirilmesi son derece zorunlu bir vatani görevdir.Tüm ulusun bu tarihi günlerde, bütün kışkırtıcıları varlığını ve bağımsızlığını kurtarmak için birleşen, kendisini yabancı bir gücün koruması altına alarak sefil bir kulluk hayatı sürdürmeyi tercih ediyor! Ayrıca Kürt kulübüyle ilgili benimsenen davranış biçimini de şiddetle onayladım. Bununla birlikte, İtilaf Devletlerinin haksız eylemleri ve bazı yerlerde bile kışkırtılan son derece güçlü alarm Müttefiklerin hoşgörüyle karşıladığı İzmir'in işgaliyle ülkenin en ücra köşelerinde “Ulusal hakları savunma dernekleri” ve “İlhak karşıtı dernekler” gibi “Dernekler” ortaya çıktı. Bu Dernekler kesinlikle siyasi amaçlardan uzaktır ve herhangi bir kişisel çıkar amacı gütmezler. Türkler ve Müslümanlar, hangi siyasi gruptan olursa olsun, bu derneklere katılarak milli bilincin uyanışını tüm dünyaya kanıtlamış oldular. Bu nedenle Diyarbekir ve ilçelerinde benzer cemiyetlerin kurulması yönünde çalışmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Bugünkü telgrafım anlamında sizi özellikle dinlemek ve Kürt kulübü üyeleriyle istişarede bulunmak yerinde olacaktır.
Mustafa Kemal
Tuğgeneral, 3'üncü Ordu Müfettişi
Majesteleri Sultan'ın Fahri Yaveri
BELGELER: 10
21 Mayıs 1919 Telgraf. Figür. 15. Kolordu Erzurum Komutanı Ekselanslarına Özel
Genel durumumuzun ciddiyetinden çok etkilendim ve etkilendim. Çabalarımızın sıkı bir şekilde birleştirilmesiyle millete ve vatana karşı ahlaki görevimizi daha iyi yerine getirmemizin mümkün olacağı inancıyla yeni görevimi kabul ettim.
Ekselansları'na mümkün olan en kısa sürede katılmak isterim, ancak Samsun ve bölgesinde hüküm süren güvensizlik nedeniyle durumun talihsiz sonuçlar doğurması muhtemeldir. Bu yüzden birkaç gün burada kalmak zorundayım.
Lütfen beni aydınlatabilecek herhangi bir şeyi gerekirse şimdi bana bildirin.
Kardeşçe selamlar. Mustafa Kemal
Ankara, 26-5-1919 1. Bölüm 327. Çok Acil
3'üncü Ordu Havza Teftişine
23-5-1919, No 105/3 tarihli şifreli telgrafa yanıt
Tüm çabalarımıza rağmen Smyrna'dan herhangi bir takip bilgisi alamıyoruz. Henüz bu şehrin komutanlığıyla herhangi bir bağlantı kuramadık. Telgrafçılar 25 Mayıs'ta Magnesia'nın işgal edildiğini ve yazışmaların kesildiğini bildirdiler.
Yine de Magnesia yönüne bir irtibat subayı gönderdik.
Henüz haber yok. Ereğli'de bulunan kolordu birliklerinin tamamını taşımayı başaramadık. Karadan yürüyerek yola çıktılar.
Uzun mesafe göz önüne alındığında ne zaman varabileceklerini bilmiyoruz. Afyon Kara Hisar'ın 23. Tümenine buradan el atabildiğimiz tüm askerleri gönderiyoruz. Çünkü bu tümenin gücü çok azdır. ... ve Kastamonu vilayetleri ile Gésaree mutasarrıfı, düzeni ve huzuru bozabilecek bazı olaylar hakkında bilgi vermeye başladı. Kapsamlarını öğrenme sürecindeyiz. Siparişleriniz doğrultusunda yola çıktıkça sizi bilgilendireceğiz.
Ali Fuad
Tuğgeneral, 20'nci Tümen Komutanı
8 Eylül 2023 Cuma
Fransız Belgelerinden Kuva-i Milliye
İbrahim Şimşek'in Kuva-i Milliye ile ilgili yeni yazısı
Belgenin Kaynakça ismi : Atatürk, Mustafa Kemal (1881-1938). Auteur du texte.
Documents relatifs au discours du Ghazi Moustafa Kemal Pascha.
1929.
( Atatürk, Mustafa Kemal (1881-1938). Metnin yazarı.
Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın konuşmasına ilişkin belgeler.
1929. )
BELGE: 1
Erzurum, le 22-8-1919 Dairesel. Çok gizli
Oldukça güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilerden, Konstantinopolis Rum Patrikhanesi'nde “Mavri Mira” adında bir derneğin kurulduğu anlaşılmaktadır. Başkan, ataerkilliğin vekili Dorotheos'tur ve üyeler: Inos metropolü Atinagora, Giritli yarbay Helen Katékhakis; Kanelopoulos, Dipassimas, Amippas, Polimitis ve Siaris. Dernek talimatları doğrudan Vénizélos'tan alıyor. Yunanlılardan ve Yunan hükümetinden gelen sübvansiyonlar sayesinde hatırı sayılır bir fona sahip. Görevi Osmanlı vilayetlerinde çeteler kurmak ve yönetmek, toplantılar düzenlemek ve propaganda yapmaktı. Yunan Kızıl Haç'ının da bu “Mavri Mira” derne
ğiyle bağları var. Resmi amacı hayırseverlik, göçmenleri tedavi etmek ama asıl görevi, çeteler oluşturmak, ayaklanmalar düzenlemek ve böylece ilaç ürünleri ve teçhizatı, sağlık hizmeti adı altında Osmanlı İmparatorluğu'na silah ve mühimmat sokmak. Resmi Göçmen Komisyonu bile “Mavri Mira” derneğine bağlı. Kiliseler ibadethanelerden ziyade askeri depo olarak kullanılıyor. Ermeni Patriği de Mavri Mira Derneği tarafından satın alındı. O dönemde kurduğumuz ve ne yazık ki tam zamanında vazgeçtiğimiz Yunan izci teşkilatları tamamen söz konusu dernek tarafından yönetiliyor. Konstantinopolis'te, Bursa'da, Panderma'da, Kırk Kilisse'de, Tekirdağ'da ve bunların beldelerinde tamamlandı. İzciler sadece çocuktur. Yirmi yaşını doldurmuş gençler de şirkete dahil edilmektedir. Samsun ve Trabzon şehirleri Anadolu'da silah dağıtım merkezleri olarak hizmet veriyor. Koşulların uygun olması halinde silah ve mühimmat yüklü bir Yunan yelkenlisi bu iki limanın sularında sabit olarak görev yapacak. Ermenilerin hazırlıkları Rumların hazırlıklarıyla tamamen paraleldir.
BELGE: 2
Kastamonu, 24-2-1919Kopya. Trabzon'dan gönderilen 182 No'lu Şifreli Basit Mektup (Kastamonu Göçmenler Komisyonu'na)
Derneğimiz “Ponthus” ile ilgili taleplerinizi lütfen bize iletin. Me
rkezimize rapor verin. Aylık katkı paylarınızı bize göndermelisiniz.
Kemal Paşa, Belgeler Grubu.
Biz de kendi açımızdan size makbuzları göndereceğiz. İhtiyaçlarınızı karşılayabilmesi için derneğimizin merkez merkezine bu konuda bilgi verdik.
Başkan, eski milletvekili: Kofidler Üye: Andriadis, Sekreter (okunamıyor)
Başka bir kopya Önerilen No. 190 (İnebolou'daki Yunan Göçmenler Derneği'ne)
Beyler, 30 Aralık 1919 tarihli mektubunuzu aldık. Bölge birlikleri doğrudan Konstantinopolis'teki merkez karargahına rapor veriyor. Ondan aldığımız direktif bu. Derhal merkez ofisle iletişime geçmenizi öneririz. O sen. . . acil konular için ve ayrıca gerekli fonlar konusunda size tavsiyelerde bulunacaktır. Bu amaçla bugün merkeze yazı yazdık ve size ihtiyacınız olan talimatları vermeyi ekledik. Biz de geliyoruz mektubunuzun bir kopyasını iletin. 'Başkan, üye, sekreter.
20'inci Kolordu Komutanlığına, Ankara Temsil Heyeti'ne.
1° Yukarıda Trabzon “Ponthus” Derneği'nin İnébolu ve Kastamonu komitelerine gönderdiği mektupların çevirisini bulacaksınız.
2° Vali'nin, mektupların asıllarının İnébolu postanesi aracılığıyla doğrudan Kastamonu'ya gönderilmesini emrettiğini size bildirmek isterim.
Bölge Komutanı Osman
BELGE 3
Bilgi No 44. Şifreli 1 Haziran 1919
Diyarbekir, Erzurum, Van, Bitlis, Mamouret ül Aziz vilayetlerinde, Sivas'ta; ve bağımsız Erzincan ve Kayserya bölgeleri Şark Vilayetleri Haklarını Müdafaa Derneği'nin vilayet, ilçe ve bağlı merkezlerde teşkilatı var mıdır? Kurucuları ve önemli temsilcileri kimlerdir? Sınırdaki vilayetlerin örgütleriyle iletişim ve yazışma halindeler mi? Başka dernekler var mı? Lütfen yukarıdakileri soracak ve sonucu bana bildirecek kadar nazik olun.
Mustafa Kemal
BELGE: 4
ElAziz'den, 18-6-1919, 20'de alındı 2732/187
3'üncü Ordu Denetiminde. Cevap: 1 Haziran 1919. Bilgi 44 numara
Şark Vilayetleri Haklarını Müdafaa Derneği'nin burada ülkenin ileri gelenlerinin (anlaşılamaz) bağlı olduğu bir komitesi var. Zaman zaman Erzurum, Sivas ve Diyarbekir'le yazışıyor. Ayrıca “Liberal İtilaf” ve “Barış ve Kurtuluş” partileri ile “Kürdistan'ı Kurtarma Derneği”nin de birer alt komitesi bulunuyor. Ayrıca Öğretmenler Birliği adı altında kurulmuş ayrı bir Birlik bulunmaktadır.
Geçici El aziz Valisi: Hulusi