parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2021 Çarşamba

Eğer Sosyalizm…

 


 

Küçük bir cennet tasavvuru

 

Eğer sosyalizmde insanlar eskisi gibi üretmeye devam et

Üretim araçlarına el koy
Burjuvaları öldür
Açlıktan öldür
Açlıktan öl

selerdi…

 

Eğer sosyalizmde insanlar partinin programına göre üretmekten mutlu olsalardı…

 

Eğer sosyalizmde partinin üretilmesini emrettiği şeylere toplum gerçekten ihtiyaç duysaydı…

 

Eğer sosyalizmde insanlar,  proleterlerin veya partinin onlara neleri kullanmaları veya tüketmeleri gerektiğini  emretmesinden memnun olsalardı…

 

Eğer sosyalizmd
e  kaynaklar hiç tükenmeseydi…

 

 Eğer sosyalizmde ihtiyaçlar hiç değişmeseydi….

 

Eğer sosyalizmde sermaye malları hiç tükenmeseydi…

 

 Eğer sosyalizmde nüfus hiç değişmeseydi…

 

Eğer sosyalizmde herkes melekler gibi yaşasaydı…

 

Sosyalizm yalnızca iki yerde işe yarar:
Ona hiç ihtiyaç duyulmayan cennete
ve onun zaten gerçekleştirildiği cehennemde

Eğer sosyalizmde yöneticiler seçimle değiştirilebilseydi….

 

Eğer sosyalizmde  seçilebilecek farklı politikalar var olabilseydi…

 

Eğer sosyalizmde devlet hiç ordu kurmasaydı…

 

Eğer sosyalizmde insanlar uluslarından vazgeçselerdi…

 

Eğer sosyalizmde  bireylerin akılları ödüllendirilseydi…

 

Hepimiz "cennette" olurduk...

 

 

16 Şubat 2014 Pazar

Patron Reklâmları Sığ Siyaset Demokrasi Falan Fiân

Televizyonda iki sucuk reklâmı var.

Biri  Şahin diğeri Pınar marka…

 Şahin gözümüze sokar gibi sürekli sucuk salam gösteriyor, markayı, müşterinin midesin bulandırana, müşteriyi bıktırana kadara tekrar ettiriyor. Muhtemelen patron, çünkü CEO denen adamların böyle bir şeye izin vereceğini sanmıyorum, “ Bol bol adımız geçsin!” diyerek “ajitasyon” yapmış olmalı ki bir müşteri olarak hangi marka et ürününü almamam gerektiğine iyice kani oluyorum.

Ve Pınar işinde ise Kadir Çöpdemir, kıvırcık bir oğlan çocuğuyla sempatik, gülünç ve işin açığı çok daha iştah açıcı bir reklâma imza atıyor. Bize tekrar tekrar seyretmek isteyebileceğimiz, sit-com tadında bir reklam sunuyor. Bilinçaltımızda Pınar yediğimiz takdirde aynı iyimserliğe ulaşacağımız mesajını yaratıyor.  Çöpdemir  fiziksel bir çekicilikle ürünü tanıtmıyor. İçimizden birinin  Pınar sucuğa  neden sempati duyacağını gösteriyor ve cidden usta işi bir reklâm ortaya çıkıyor.

Bunun siyasetle ne ilgisi var?

Türkiye’de siyaset kitlelere, “bir partinin neden seçilmesi gerektiğini” söylemez.

Türkiye’de siyaset  “lider” denen adamların, “müşterilerine” partilerinin adlarını ezberleterek yürüttükleri kötü bir taşra  patron reklâmcılığı  anlayışı ile yürütülür. Zaten özellikle iktidarın gediklisi sağ  partiler için seçmen müşteri falan değil açıkçası mürit, nefer, sarf malzemesi falandır.

Kapitalizme kızanlara bu meyanda bir sır vermek istiyorum. “İstediğinizi seçmenizi sağlayan şey” piyasadır. Demokrasi de  siyasi parti denen malları, içeriklerine, son kullanım tarihlerine, faydalarına gör seçebildiğiniz bir yönetim piyasasıdır.


Sorun  bizim  zihniyetimizde. Partileri, patronların dayattığı birer iman sucuğu olarak mı görüyoruz? Yoksa kendi irademizle ve zevkimizle alıp kullanabileceğimiz, beğenmediğimizde değiştirebileceğimiz lezzet imkânları olarak mı? Neden önemli? Çünkü işin sonunda patronların sucuk yaptıkları kesimlik sığırlar olmak da var. Afiyet olsun!

Bana kendimi iyi hissettiren bir parça paylaşıyorum. Sanırım daha sonra gene paylaşacağım. Bayağı iyi bir grup: "One Republic"


19 Temmuz 2013 Cuma

İktidarı Besleyen Parazit Sürüsü

Nasıl oluyor da bir kısmımız ülkenin hali hakkında her geçen gün daha fazla endişelenirken geri kalanlarımız tamamen rahat uyuyabiliyor?

Bu memlekette sabi sübyan daha altına işerken onu okula iten zihniyet hiç kimseyi mi düşündürmüyor?

" Hayır" demek kimsenin aklına gelmiyor mu?

Birilerinin keyfine, tutuculuğuna göre hayatımız sürekli kısıtlanıyor.

Bu ülke insanına hayranım! Boğula boğula yaşamak diye bir şeyin var olduğunu gösterdiler.

Yani elbette bizim gibi solunum yapmayan bakteriler falan var. Ama onlar bakteri ve hemcinsleri insanlar tarafından yendiği için asla bundan sorumlu tutulmuyorlar.

İnsan denen canlı nefes almak zorunda. Yani istesek de yoğurt bakterisi olamıyoruz.

Ama bakteri gibi yaşamaya çalışıp insan nimetleri elde etmek istiyoruz.

Nefes almaktan, insan olmaktan vazgeçerseniz nimetlerden de sorumluluktan da vazgeçersiniz.

Memleket insanı, mantar gibi yaşayıp insan gibi beslenmek isteyen bir parazit sürüsü.

Dinci seçmen insanlığını partiye teslim edip insanca muamele görmek bedava insanlık saygısı ve nimeti toplamak istiyor.  Dinci parti  ise kitleleri mantar gibi beslerken onları ve diğerlerini insan yerine koymadığını açık açık gösteriyor.

İnsan olmadan insan yerine konmadan yaşayabilen bir tuhaf canlı türünün işgali altında yaşıyoruz vesselam.