Onu tanıyormuş gibi yazmayacağım elbette.
Fi tarihinde Türk Ocağı Genel Merkezi’nde
bir konferan
sına katılmıştım o kadar.
Elbette Türk medeniyet göğünden
kayan her yıldız kalbimde bir hüzün krateri bırakıyor.
Ne yalan söyleyeyim az evvel eşim
onun son videolarından birini ve sonra da Rusların onun hakkında söylediklerini
gösteren bir videoyu açtığında aslında geride ne kadar derin bir boşluk
kaldığını daha iyi anladım.
Buna benzer bir boşluğu, en son
babam rahmete gittiğinde hissetmiştim.
Sanırım, hayatın biraz farkına
varmak isteyen herkes bu boşluğu hisseti içinde. Çünkü hocanın gidişine üzülen
genç bir hanımefendi, onun sözlerinin, hayatına nasıl dokunduğundan
bahsediyordu, bir başka videoda.
Peki neden babamı kaybetmişim
gibi hissetim?*
Çünkü babam da hayatı yaşayan bir
insandı. Başına gelen en kötü şeylerde bile gülümseyen, hayatın her anında bir
şeyler öğrenmek isteyen, hayatın her anında bana bir şeyler öğreten bir
insandı.
İlber Hoca çoğu akademisyenin
aksine profesyonel bir okur yazar değildi. O hayatın tamamının bir okuryazarlık
işi olduğunu bize her hareketiyle gösteren gerçek bir “insandı”.
İlber Hoca’yı ne zaman dinlesem,
yol yarmalarında görülen kayaçların tabiatından, bağıl hız olgusuna kadar her
konuda rastladığı her durumu ve olayı bana açıklayan babamın o yoğun yaşam
sevincini, hayata ilgisini ve yaşam sevincini bir kez daha karlımda görür gibi
olurdum.
Evet… Türk medeniyet göğünden
öyle büyük bir yıldız kaydı ki yeri kolay kolay doldurulamayacak. Artık hayatlarımızı bilgisiyle, tebessümüyle
ve samimi ilgisiyle eskisi gibi aydınlatmayacak. Hayır… Ne kadar cahilim ben ne
kadar bencil. Bıraktığı miras hepimize yıllarca ve yıllarca yetecek. Hem onun
gibi bir insanı tanımanın zevkini ve sevincini de bize miras bıraktı. Onun
gibisi gelir mi? Hiç sanmam. Çünkü bütün hayatımız boyunca uğraşıp onun
unvanına sahip olsak bile onun görgüsüne ve ufkuna erişmemiz çok zor gibi
görünüyor.
Türkiye gibi gönüllü bir cehalet
ülkesinin riyakâr, çıkarcı ve öfkeli yığınlarına, o yığınlardan nefret etmeden
seslenmesi acaba kendisine milliyetçi diyenlere ibret olmuş mudur, bilemiyorum.
Ben bu denli vatan ve millet
sevgisini bir babam da görmüştüm bir hocada.
Hayatı sevdi, vatanını sevdi,
Türkleri çok sevdi.
Yaşayan medeniyetti, yaşamak
isteyen Türklerin ruhuna medeniyeti ekti. Sözlerim bozuldu, gözlerim yaşlı.
İyi vardın hocam, artık hep var
olacaksın.
*Görselin kaynağı: https://londonspeakerbureau.com.tr/konusmacilar/prof-dr-ilber-ortayli/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder