tatmin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatmin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2023 Pazar

Sen Neyle Mutlu Olursun Birader?

 



Bir kitap okuyorum, karanlık mı karanlık.

 

Kitap deyip geçmemek lâzım, kalıcı bir rüya gibi. İsi, kurumu, tozu insanın bilincine yapışıp kalıyor.

 

Aslında elimin altında başka kitaplar da var amma…

 

Kime ne anlatmak gerektiğini cidden bilmiyorum. Birilerine bir şeyler anlatınca da meselâ para kazanmaya zaman kalmıyor.

 

Bugün çok değerli bir hocamla konuştum. Çok parası olmanın iyi bir şey olduğuna inanıyormuş.

 

İyi de çok parası olsa insanın… Parayı ne yapacağını bilmeyince paradan ne anlar ki?

 

Rahmetli babam, “İnsanın gelişmişliği tatmin vasıtalarının gelişmişliğiyle ölçülür” derdi. Şimdi “tatmin” nedir, “vasıta” nedir, bilmeyen kocaman bir kuşağa bu söz ne ifade eder ki?

 

Bu akşam çok güzel geçti. Sevdiğimiz arkadaşlarımızla nefis yedik, içtik, gülüştük, eğlendik.

 

Bundan kime nedir ki?

 

Ömrünü tek bir güzel şarkı, şiir, resim, öykü bırakabilmek için geçiren insanın içindeki dolulukla, tatminle çok para kazanan birinin tatmini bir midir? Zengin olan parasının satın alabilmesiyle mutlu olur. Sorun şudur ki ne parası kendi yeteneğiyle ilgilidir ne tatminin onun yarattıklarıyla ilgilidir. Parayı da parasıyla satın aldıklarını da başkalarının lütfuyla elde eder.

 

Oysa bu dünyaya ölmez bir eser bırakabilmenin bilgisi… İşte o gerçek insanları mutlu eder.

 

Gerisi insan suretinden geçinmekle ilgilenenlerin  eğreti gölgeleridir.

 

 

8 Mart 2013 Cuma

Blog Felsefesi


İş dönüp dolaşıyor; “Bir blog niçin yazılır?” sorusun gelip dayanıyor. Muhtemelen  blgoculuk, sanalağdan para kazanmanın  bir yolu olarak görülüyor. Çünkü dikkat ediyorum, ne zaman “blog tekniği” üzerine yazacak olsam blogun tıklanma sayısı bir anda fırlıyor. Sanırım insanlar  daha fazla tıklanan bir bloğun nasıl yazılacağını merak ediyor.

Bu da felsefe eksikliğimizden kaynaklanıyor gibime geliyor. Yani insanlar bir anda sevilmek falan da istemiyor aslında; sadece bir anda rağbet edilen bir tüketim malı olmak istiyor. Bunda kınanacak bir şey yok. İnsanlar emeklerine rağbet gösterilmesini bunun da paraya dönüşmesini isteyebilir.

Ama sorun, öncelikle  insanların bizi istemesi için bir  gerekçe oluşturabilmek.

Bunun için iki şey gerekiyor, bana göre… Birincisi özgün bir içerik, ikincisi içtenlik. Ve belki daha önemli bir üçüncü şey var ki o da “süreklilik”…

Aslında ilk  ikisi  birbirini gerektiren şeyler.

Üçüncüsü  okurda yazarın sadakatine dair bir algı yaratıyor. Böylece okur blogda her zaman yeni içerik bulabileceğini görüyor ve bu onu mutlu ediyor. Ama bence daha önemlisi, blogunu güncelleyebilmenin, yazarda uyandırdığı kendine kendine yeterlilik  ve yaratıcılık  tatmini…

Blogun özü, açık  bir sanalağ günlüğü olması. Ama insanlar şuna şaşıyor ki zaman zaman ben de şaşıyorum; sanalağ gibi milyonlarca insanın gezindiği bir yerde nasıl oluyor da bizi  okuyan kimse çıkmıyor?

Sanırım blogun özü, başkalarının ne düşündüğünü  anlamaya çalışarak zaman kaybetmek yerine, kendi düşüncelerinizi içtenlikle aktarmak ve ne yazmak istiyorsanız onu yazmak.

Bu yazının başlığı pek çekici değil, farkındayım. “ On adımda etkili blog yazımı” gibi  ipuçları falan da  vermiyor. Öyleyse bu yazı ne işe yarar? Bu yazı belki bir blog yazarı olarak sizin ve en başta benim kendimiz olmamızda bir kapı açar.

Ben de pek işe yaradığımı iddia etmiyorum zaten…