Milli Cephe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milli Cephe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2014 Salı

HEPAR Ve İP İçin Acil Milli Mutabakat Önerisi


HEPAR ve İP arasında ciddi bir kavga çıktı.

HEPAR Genel Başkanı Osman PAMUKOĞLU İP Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK’in PKK’ya yardım ve yataklıktan mahkûm edildiğini söyledi İP de bunu yalanladı.

PERİNÇEK’in “2000’e Doğru” dergisinde alenen Kürtçülük yaptığı ortadaki bu “sabıkası”,  vatansever insanlar arasında İP’ye   haklı  bir çekinceyle yaklaşılmasının en büyük sebebi.

PERİNÇEK ve ekibi belki yardım  ve yataklık etmemiştir ama Kürtçülüğü meşrulaştırmak ve bölücülüğün sol ideolojiyle meşrulaştırılması için çalıştığı açık bir gerçek.

Bu açık gerçeğe rağmen bugün geldiği noktada “Türk” adından korkmadan ve bu konuda eyyamcılık etmeden mücadele ettiği de bir gerçek.

Köylü kurnazlığı ve ilkel faydacılıkla CHP’den hâlâ bir şeyler uman sol seçmen için vatansever söylemiyle İP atık ciddi bir seçenek. Kaldı ki  İP Kürtçülük ve bölücülük iddialarını yalanlamak ihtiyacı hissediyorsa bu olumlu bir gelişmedir. Geçmişte ne yapmış olursa olsun, herşeyden önemli olan  bir kişinin bugün  kim olmak istediğidir.

İP yarın, bugünkü “ulusalcı” kimliğinden vazgeçerse milletten gerekli cevabı şüphesiz alır. Ama bugün, Türk adına bu kadar haince ve kalleşçe saldırılır, Türk için düşünen herkes bir  dehşet tuzağında sıkıştırılırken İP’nin ısrarla ve cesaretle “Türk” demesi de bence vicdanı olan herkesçe takdir edilmesi gereken bir tutumdur.

Bunun yanı sıra lâik ve medeni milliyetçiliğiyle HEPAR, Türk Milliyetçiliğinin kurucu Türkçü özüne MHP’den çok daha yakın.

Bunları belirtmemizin sebebi şu: Bu iki parti birbiriyle çekişirken meclis dışı muhalefete  güven zedeleniyor. Bu iki vatansever parti doku uyuşmazlığı yaşayabilir ama Türk, Türkçe, Türk millî egemenliği, Atatürk, lâiklik  asgari müştereklerinde buluşan partilerin birbirleriyle uğraşması zaman ve enerji israfıdır.

Yapılması gereken, millî bir cephede ümmetçi ve Kürtçü faşizme karşı omuz omuza mücadele etmektir.

HEPAR ve İP, aslında mecliste MHP’nin ve CHP’nin yerini alması gereken iki partidir.  Bu iki partinin uzlaşabileceği noktalar, Türk Milleti’nin  bekası  hakkında hayati  noktalarsa ki öyledir, birbirleriyle didişmeleri fevkalâde yanlıştır.
HEPAR ve İP geçmişin hesaplarını geçmişte bırakıp artık seçmenlerini ve kararsız seçmenleri milli cephede  birleşmek üzere bilinçlendirmeye başlamalıdır. Ayrışma  Türk düşmanlarını güçlendirir.

Ne mutlu Türküm diyene!










22 Eylül 2013 Pazar

Yeni Bir Kuvay-ı Milliye Derhal Kurulmalıdır

Milli bir cephe ihtiyacı son derece büyüktür.
Bu cephe Türk adının ve kimliğinin tekliği, Türkçe’nin tekliği, Türk millî egemenliğinin tartışılmazlığı üzerine kurulmalıdır.

Bu cephenin iki büyük üyesi MHP ve CHP olacaktır.
Bu iki partinin  siyasal İslâmcılık ve etnik Kürt ırkçılığı karşısında bir araya gelmeleri, yapılarındaki iki büyük çarpıklıktan kaynaklanıyor.

CHP lâiklikle ilgili bilinçli davranmakla beraber etnik ırkçılık karşısında  enternasyonalist ideolojisi yüzünden zayıf düşüyor.  Bu ideolojik zaaf ile bünyesinde hâlâ barındırdığı etnik ırkçı üyeler CHP’nin “Kuvay- Milliye”  mirasından uzak düşmesine sebep oluyor.

CHP Marksizmin etkisiyle saplandığı “ezilen halklar”, “halkların kardeşliği” söylemlerinde etnik ırkçı sosyalistlerin kendileriyle yanı şekilde düşünmediğini, düşünemeyeceğini fark edemiyor. Uluslaşmış sol ile etnik sol arasındaki farkı idrak edemiyor. Bu  yüzden etnik ırkçılığın, kendisini ideolojik zeminde kullanmasına bir türlü engel olamıyor.

MHP’nin zaafiyeti  de gene “ideolojik” olarak siyasal İslâmcılıktan bir türlü kopamaması.
Dini düşüncesinin merkezi haline getirmiş olduğundan “Türk’e göre”  düşünmek işinde ciddi zaafiyet gösteriyor MHP.

Ahlâk için dine muhtaç olunduğu kanaati MHP’de o kadar güçlü ki kendi varlık sebebini ancak dinî referanslarla ortaya koyabiliyor. Bu noktada da siyasal İslâmcı, ümmetçi AKP karşısında taklitçi durumuna düşüyor.

Ayrıca MHP’nin  en büyük büyük fikri zaafiyeti “dinden” bahsederken durmadan Arap tarihine atıfta bulunması. Asr-ı saadet dışında İslâm tarihi diye bir şey yok. Tarih milletlere göre oluşuyor. Hz. Peygamberden sonraki tarih bir döneme kadar Arap tarihidir. Talas muharebesinden sonrasında Türk katkısı başlamıştır.

Müslüman olmalarına rağmen asr-ı saadet de dahi Arap zihniyeti, Hz. Peygamber’in duyurduğu dinle, ancak “faydacı” temelde ilgilenmiştir.

Oysa siyasal Türk milliyetçiliği sahabeye adeta peygamber masumiyeti atfederek her birini birer referans kabul etmektedir. Bu durum onu fiilen siyasal İslâmcılıkla aynı çizgiye çekmektedir.

Müslüman Türkler için Hz. Peygamber’den başka örnek alınacak bir Arap yoktur ve olmamalıdır da. Çünkü din, yalnız ve ancak Hz. Peygamberin şahında, evrensel bir hüviyete bürünmüş, ondan sonra ise dinin içine, siyasal kavgaların, Arap faydacılığının ve kavmiyetçiliğinin hesapları ve yorumları girmiştir. Ak Parti işte bu hesapçılığın ve dinci fesatlığın vârisidir.

Ak  Parti, muhalefetin kendi içinde yaşadığı bu kimlik bölünmelerini sürekli istismar ederek, muhalefeti etkisiz hale getirmektedir. Muhalefetin bir ucundan siyasal İslâmcılığa diğer ucundan etnik ırkçılığa yönelmesi ancak  ülkeyi bölmek, Türk adını silmek için uğraşan BDP’nin  ve Ak Parti’nin işine gelmektedir.

Meclis muhalefet partileri yanlarına İP ve HEPAR’ı da alarak Türk vatanının  bölünmesine karşı  acilen bir güç birliği oluşturmalıdır.

Sözde yeni Türkiye Sevrciliğine karşı, yeni bir Kuvay-ı Milliye derhal kurulmalıdır.