Bu akşam şehir merkezinde kurulan matem çadırı çevresindeki sine dövme törenlerini seyrederken bir ayrıntı dikkatimi çekti...
Her cami ekibinde bir kişi kelimeyi tevhit bayrağını sallarken bir diğeri bayrağımızı sallıyordu…
O arada eşim dedi ki, “bu törenler önemli çünkü burada hala Türk varsa bu törenlerin verdiği ruhla var.
Burada Şiilik Türklüğün var olma savaşına hizmet ediyor.”
Gerçekten de, bölgede yaşayan Sünni Türklerin (Terekemeler dışında) Kürtleştiğini söylemek mümkün…
Türkistan göçmeni bir aşiret olan Gelturan aşireti, ayırt edici yüz görünümlerine rağmen Kürtleşmişler…
Bu aşiretten karşılaştığım birkaç kişi koyu Kürtçü söylemleriyle beni şaşkınlığa sevk etmişti.
Bu gece törenleri seyrederken “Türkler ve Din arasındaki derin ilişki”nin gücünü bir kez daha idrak ettim…
Vücutlarını zincirlerle döverek, mersiyeler eşliğinde feryatlar eden bu gençlerin, dedelerinin henüz İslam ile karşılaşmadıkları bir dönemde Arap dünyasında yaşanmış bu hadisenin, bu zulmün, bu katliamın acısını bedenlerinin her zerresinde hissettiklerini görmemek mümkün değil…