23 Eylül 2014 Salı
Merhabalar efendim
Afşar Bey' e teşekkürler ederim yazarlığımızı yedi yıl bekletmiş. Bu arada okuduk, yazmadık... Bir şey birikti mi bilmiyorum. Tamam yazayım dediğinizde, günlük rutininiz yada gün içinde kızdığınız sevindiğiniz özlediğiniz bir şeyler dışına çıkmak oldukça zor.
Sosyopolitik içerikli bir bloğa Eylül ayında nasıl domates konservesi yapalım veya nenem dedeme ne pişirmişti, dedem ne yemişti, Türk kadınının okumuşu yazmışı ne okuyor, kadim kültüründen ne almış çocuğuna ne veriyor neden Batı'yı taklit etmek çok moda falan gibi meseleler sanki bu blog için uygun değilmiş gibi geldi bana. Ta ki düne kadar; tuhaf bir rastlantı, yedi yıl önce tam da 22 Eylül günü mahalle baskısı içerisinde, türban olayını irdelemişim ve orta öğrenime de bu serbesti sağlansın denirse ne yapacaksınız diye sormuşum. Yedi yıl sonra aynı gün aynı saat de bu serbesti geliyor. O günkü yazıyı yazarken İslami anlamda örtünmek konusunda söyleyebileceğim çok az şey vardı bu nedenle yazılanlar endişe seviyesinde kalmış. Bu gün ise islamda örtünmekten kastın fiziksel ve düşünsel anlamda sakınmak olması kanaatindeyim. Bu kanaat elbette sosyolojik bir ortamı gündeme getiriyor ve farklı bir tartışmanın konusu.
Neticede, özgürlüklere elbette karşı değilim diğer kişinin alanını işgal etmeye yeltenmediği sürece... Demokrasi çığlıkları atarken laik tutumu ortadan kaldırırsanız mutlaka ama mutlaka başka bir şeye inanan insanları yok saymanız ayrıştırmanız, uyarmanız ve hizaya sokmanız gerekir. Sizin de dediğiniz gibi Dünya' da bir tane laik olmayan sağlam demokrasi yok!
22 Eylül 2007 de yazılmış bu yazı için demiştim demeyeceğim, ülkemizde öngörünün bir yaşlılık nişanı olarak göründüğünü biliyorum. Biz düşünen insan bir kaç senaryo öngörebilir ve bunların gerçekleşme ihtimali yüksektir deyip bu işten sıyrılalım.
19 Eylül 2014 Cuma
Türk Ulusu'na Saldırıda Liberal Truva Atları
Hayır, Kürtçü partilerin bu işte etkisi az. Çünkü onlar zaten ilkel ve saldırgan bir tutum sergiliyordu.
Türk solu da zaten" marjinal", hayalcive şiddete eğilimli göründüğünden Kürtçü kışkırtıcılıkla olan yoldaşlığı garipsenmiyordu.
Ne olduysa liberaller olaya girdikten sonra oldu
"Sağ"sayılan liberaller iki şeyi kökten değiştirdi.
Birincisi ""sağın"koruduğu sanılan milli değerlere karşı solda ancak saf Marksist fraksiyonlarda görülen milliyetsiz, vatansız bir enternasyonalizmi kendi içlerinde meşrulaştırdılar
İkincisi hukukun temeli olan "temel haklar" karinesinin ulus,hukuk ve demokrasi karşıtı dincilik ve etniırkçılıkuk tarafından istismar edilmesinde payanda oldular.
iyide liberal denen insanlar neticede bir avuuçtular. Nasıl koskoca bir paradigmaya, ulus-al devlet fikrini yıpratabilirlerdi ki?
Sorun onların sayısı değildi.Sorun onların kullandıkları anahtar kelimelerdi. "Hak", "hukuk", "demokrasi","adalet", gibi dokunulmaz kavramları kullandığınızda eğer karşınızda bunların bağlamı vekapsamı, ayrıca da " geçerlilik şartları" konusunda bilgisiz bir kitle varsa sözleriniz etki göstermeyecektir.
Ama bu sözleri, kitleleri tahrik etme gücüne sahip insanların isteğine göre kullanırsanız o zaman yaratacağınızkitleleri tahrik etme gücüne sahip insanların isteğine göre kullanırsanız o zaman yaratacağınız çığın gücünütahrik etme gücüne sahip insanların isteğine göre kullanırsanız o zaman yaratacağınız çığın gücünü kimse tahmin edemez.
Liberaller bu dokunulmaz kavramları etnik ırkçı terörün ve dinciliğin ellerine teslim etmiştir.
Bunun sonucunda da sıradan iinsanın aklında artık ulus/ millet kavramı anlamsızlaşmıştır. Bu, sıradan insan için artık korunması gereken bir vatan kavramının ortadan kalkmasına yol açmıştır.
Bu,dinciliğin din istismarımn,, ikiyüzlülüğünün ve şiddet eğiliminin meşru demokratik bir söylemve hükümet etme biçimi olarak benimsenmesine sebep olmuştur
Belki en kötüsü, Sıradan Türk insanının bilincinde etnik ırkçılığın meşru bir siyaset olduğu kanaatini yerleştirmiş olmasıdır.
Bunun dipten gelip gitgide yıkıcı bir tsunamiye dönüşecek sonucu ise Kürt kökenli yurttaşların artık PKK'yı içselleştirmeye başlamış olmalarıdır ki bir iç savaş çıkmasa bile bunun toplumsal maliyeti asla tahmin edilemez.
Her Kürt'ü bir PKK'lı olarak görmeninTürk toplumunun dincilikle uyuşturulamamış kesimlerinde ki bu, toplam seçmen kitlesinin en az yarısıdır yaratacağı travma da tahmin edilemez.
Liberaller hem liberalizmin akılcı , düzeltici fikir evrenini etnik ırkçı ve dinci şiddetin ellerine teslim ederek bu fikir sisteminin ulus nazarında ihanetle özdeşleştirilmesine sebep oldular.
Buna ulusal endişelerle karşı çıkan bir avuç solcu da solun kitle partisi CHP'nin vatansızlığıyla anlamsız kılındı.
Liberalizmin "Türkiyeli"liberallerce istismarı Türkiye'nin her türlü ilkel şiddetin açık hedefi olmasına sebep oldu.
Allan korusun ama herhangi bir iç savaş halinde bunun en büyük sebebi, etnik ve dinci bölücülüklere meşruiyet kazandıran liberaller olacaktır.
18 Eylül 2014 Perşembe
Türkiye’de Liberaller Sosyolojik Düşünebilir Mi?
Liberalin birisi bu yazıyı okusa eminim hiçbir şey anlamayacaktır.
![]() |
| "Adalet adına ve hukuk kalkanı altına saklanan kötü yönetimden daha büyük bir tiranlık yoktur." |
Şu söylenebilir “Ama ABD çok
ırklı, çok dilli bir yerdir!” Acaba öyle midir? Yoksa felsefe ve hukuk sahibi
beyaz insanların, hukuk ve felsefe sorumluluğunu üstlenerek kendi dillerini,
siyaset felsefelerini ve toplumsal düzenlerini egemen kıldıkları, Daniel
Webster’in 1837’de söylediği gibi Tek
Anayasa, tek ülke ve tek yazgı ülkesi midir?
Görüldüğü gibi liberallerin
sandıkları gibi “ulus-al devletler” ölmemişlerdir ve liberalizmin amentüsüne
yer yer aksatarak da olsa en fazla sahip çıkan ülkeler olarak ayaktadırlar.
Yani Türk liberallerinin çoğunluğu, sosyoloji cehaletlerinin altında
ezilmişlerdir.17 Eylül 2014 Çarşamba
Devlet kime ne öğretmeli?
Türkiye'de liberaller devletin bireye hiçbir kimlik ve kimlikleştirici ideoloji aşılamaması gerektiğini savunuyor.16 Eylül 2014 Salı
Sebepsiz Sonuç Olur mu?
Sorun insanların kurulu bir makine gibi sebep sonuç ilişkilerine bağlanması değil.
Sorun insanın iradesiyle giriştiği her eylemin istisnasız bir sonuç yaratıyor olması.
Sorun, doğanın kendi düzenlilikleriyle devam etmesi ve insan iradesinin bu düzenliliklerin dışına çıkarak "bambaşka" sonuçlar meydana getirmesi.
Sebep sonuç ilşikisi inkâr edilemeyecek, reddedilemeyecek bir gerçek.
Esas sorunumuz tabiatta meydana gelen düzenli değişimlerin ilişkisiyle insan iradesinin sebep olduğu sonuçların ikisinin de kaçınılmazlığını aynı şeyler sanmamız.
5 Eylül 2014 Cuma
Size Komutanım Diyebilir Miyim Amca?
3 Eylül 2014 Çarşamba
Türkiye Bölünürken Sol Nerede?
İP kanadı, bir “ulusalcılık”
direnci gösteriyor, ama genel olarak sol bir türlü “milliyetçi” olamıyor. Çünkü “ulusalcılık”
hümanist bir vatanseverlikmiş de “milliyetçilik”, önüne gelen her it sürüsünün sürü
psikolojisiymiş gibi bir hava yaratılıyor.
Bu yüzden CHP kurultayı
Türkiye’nin bölünme sürecinde bir dönüm noktası. CHP’nin bir Türk partisi mi
yoksa adsız sansız, milliyetsiz, vatansız bir sosyal demokrat hümanist parti mi
olacağı sadece CHPyi ilgilendirmiyor. Ne yazık ki CHPliler CHPnin kitlesel
gücünün, onun Türkiye Cumhuriyeti’nin mukadderatındaki öneminden habersiz
görünüyor. CHP kitlesi sığ sağ siyasetçilerin kasaba ufkuna saklanıp parti içi
bir egemenlik mücadelesine saplanırsa ne
olacağını maalesef göremiyor. Kendi içlerindeki bir avuç milliyetçi ruhlu
insana “İP’ne gidin!” diyebilecek kadar vatansız olan siyaset esnafının, altı
okun “Milliyetçilik” ilkesini sahiplenmesi mümkün mü?"Bölenin de avradını!" diyelim mi Cem Abi?
Kroların Türban Cumhuriyetinde Gelişmişlik Hayali
Bugün süpermarkette yumuşak
jelatin kapsül formunda çamaşır
deterjanları gördüm. Şüphesiz epeydir o
raflarda duruyorlardı.
Unutulan şey genellikle şu
oluyor: Gelişme aslında tamamen bir
ülkenin insanlarının özgürlüğe inançları, özgürlük bilinçleri, hukuka dayalı
siyaset oluşturma bilinçleri ve yetenekleriyle ilgili.
İş sadece servetle kalmıyor, teknolojinin,
bilginin, medeniyetin birikiminde meydana gelen fark hızla açılıyor.
Teknolojiyi sürekli para ödeyerek alabileceğimizi sanıyoruz ama paranın
gerçekte nasıl yaratıldığını bilmiyoruz. Dolayısıyla aslında bizim olmayan bir
parayı gelecek nesillerin hayatlarını ipotek ederek tüketip modernleştiğimizi sanıyoruz. Okuması yazması
zayıf, Türkçesi sapır sapır dökülen insanlar, nasıl konuşması gerektiğini bilen
insanların ürettiklerini tüketerek onlardan olduklarını sanıyorlar. Aynı
insanlar “ Avrupa’da insan olmak önemli!é diyerek bize ders veriyor ama
meselâ o ülkelerdeki ulusal kültüre,
egemenliğe ve hukuk birliğine verilen
önemi hiç göremiyor.1 Eylül 2014 Pazartesi
Kenarın Sahte Peygamberleri : Apo Ve Gülen
![]() |
| Ona ne şüphe?! |
(Entelektüel bir duruş, derin bir konfor hissi ve ölmeyecek bir duyarlılık için.. Teşekkürler Bilbo Baggins Amca)
Türkmen Kim Kurtaran Kim?
Türkmenler IŞ iDden kurtulmuş görünüyor güzel. Türkmenleri kurtaran Irak Ordusu.Elbette soydaşlarımızın kurtarılması en önemli şeydir
Buna karşılıkTürkiye iki hususta kaybetti.
Bunlardan birincisi hak Türkmenlerin kaderinin Arap çoğunluğun ve Kürt aşiretçi ilkelliğin eline bırakılmasıdır. Türkmenler hakkında konuşmamız artık mümkün mü bilmiyorum
İkincisi deTürkmenlerin artık yapay bir " Iraklılık" söylemiyle asimilasyonuna kapı açılması ve Türkiye ile manevi bağlarının zayıflaması ihtimalidir.
Kendisi Türklüğü bir zul ve ayıp kabul eden çoğunluğun bir avuç Irak Türküyle ilgilenmeyeceğini düşünmek mantıklı.
Cahil kenar mahallelinin vatansız iktidarında inşallah diğer kardeşlerimizi de kaybetmeyiz .


