25 Haziran 2013 Salı

Bir ikindi vakti Susanna Clarke


Bahar  bazı yerlerde hâlâ devam ediyor. Hayat ne tuhaf... 


Ankara sanırım yanmaya başlamıştır. Burada yoncalar ve ekinler yemyeşil.

Üstümde bir montla oturuyorum bahçede, hava serin mi serin.

Jonathan Strange Ve Bay Norrel'i okuyorum. Yazarı benden  on iki yaş büyük.

Bahsettiği caddeleri hatırlamaya çalışıyorum, okurken. O zamanlar köy diye bahsettiği Clerckenwell bu gün Londra'nın göbeği gibi mesela. Picadilly adam almıyor.

Temiz havada mahzun bir ikindi güneşi altına okumak, ne kadar seçkince geliyor, insana...

Neyse... Güneş gitmeden okumaya devam...





17 Haziran 2013 Pazartesi

Dincilere Sosyoloji Gerekir Mi?

Türkiye neresi?

Kasımpaşa mı,  Sultanbeyli mi, Üsküdar mı?

AKP mitinginde bahsi geçen semtlerin tamamı dinciliğin merkez üsleri gibi...

Sözde millî iradenin sahibi bir partinin toplumu nasıl anladığını ayan beyan ortaya koydu...

Hükümetin başı, sosyoloji dersine ihtiyaçları olmadığını söyledi.

Toplumu, ancak ahiret beklentileri ile kandırılabilen birkaç seçmenden ibaret sanan AKP, aslında ne büyük bir cehaletin, öfkenin üreticisi olduğunu gösterdi.

AKP, kenar mahalle yalıtılmışlığına sarılıp bu ruh halinden beslenen bir öfkeyle ve kıskançlıkla insanları gütmeyi sosyoloji sanıyor.

İnsanları korku ve çıkarla havuç-sopa şartlamasıyla gütmek  ne sosyolojidir ne de demokrasi. Bu ancak en ilkel haliyle toplum mühendisliğidir. Daha doğrusu,  kenar mahallenin insan ilişkilerinden anlayabildiği tek şeydir.

Türkiye artık koca bir kenar mahalle.

Bu mahallenin yarısı da kendini ancak nefret ve öfke ile ifade edebilen bir kitle...

Evet bu kitlenin sosyolojinin açıklamalarına ihtiyacı yok.

Kendi putlarına taparak ibadet ettiğini sanan bu kitle şüphesiz bir irade sahibi ama o kitle ne kadar millî, o tartışılır...

14 Haziran 2013 Cuma

Ulus veya Gezi Parkı

Taksim'de bir şeyler oluyor. Bir ulus nasıl oluşuyor, bunu seyrediyoruz.

Aslında Taksim ile ülkenin geri kalanı arasında biraz fark var. 

Taşra daha "kırmızı beyaz" görünüyor. Taksim ise PKK yandaşlarının da içinde barındığı daha kozmopolit bir manzara arz ediyor.

Türk bayrağını ayaklar altına almış bir katil yandaşları sürüsünün meşru bir protestoyu kirletmesi hoş değil.

Buna rağmen Mustafa Kemal'in ektiği medeniyet tohumlarının tuttuğunu, yeşerdiğini görmek ümit verici. 

Bu protestolar işin sağ ve sol çekişmesinden ziyade bir uygarlık mücadelesi olduğunu gösterdi.

7 Haziran 2013 Cuma

Kentsel Dönüşüm Sürüyor

TÜRKİYE'nin nüfusu son 50 yılda adeta yer değiştirdi. 35 milyon kişi 15 kente toplandı. Göçlerin belli dönemlere sıkışması çok kötü bir yapı stoku oluşurdu ve şimdi dönüşüm için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor. Devlet, belediye, vatandaş, müteahhit ve işin finansman halkası bankalar bu fırsatı iyi değerlendirmek zorunda.

Ağaoğlu; Geçtiğimiz yıl Dubai'de Cityscape Gayrimenkul Fuarı'nda dünya sahnesine çıkan Ali Ağaoğlu başkanlığındaki Ağaoğlu Şirketler Grubu, burada dünya lansmanını yaptığı Maslak 1453 projesiyle yabancı yatırımcıların da gözdesi olmayı başardı.

Akbank; Yapılarınızı ve yaşamınızı yenilemek için Akbank'ı yanınıza alın, onun liderlik gücünden yararlanın. Konut kredisinde de Akbank'lı olmanın farklarını yaşarken; ayrıca devlet desteğiyle yılda %4 daha az ödeyin.

Dap Yapı- Vazo Kule; DAP Yapı'nın, iş dünyasına yönelik tüm fonksiyonları eksiksiz şekilde bünyesinde toplayan ofis projeleri yatırımcıyı cezbediyor. "Bedava Ofis" konseptiyle hayata geçirilen Bumerang Ofis, alıcı ve yatırımcısına tıpkı adı gibi yatırımın 6,5-10 yılda geri dönmesini sağlıyor.

Dumankaya; İstanbul Kurtköy'de Dumankaya İnşaat tarafından hayata geçirilen Trend Residence'ın arsa sahibi İsmailoğlu Gayrimenkul, şimdi kalan son daireleri inanılmaz fiyatlara satışa sunuyor. Siz de hemen Trend Residence'a gelin, size en uygun daireyi önce siz seçin.

Emlak Konut GYO; İstanbul'un Avrupa ile Anadolu yakalarında kentsel dönüşüm kapsamında yer alan 'iki şehir' kurma projesinde de TOKİ ile birlikte rol alacaklarını belirten Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, "Bilindiği üzere söz konusu proje çerçevesinde depreme hazırlık ve kentsel dönüşüm kapsamında riskli bölgelerde yaşayan vatandaşlar bu yeni şehirlere, gönüllülük esasıyla taşınacak. Çoğunluğu boş olan 295 milyon metrekare alanda nitelikli konut projelerinin geliştirilmesi planlanmaktadır" dedi.

Erkanlı Grup; 1998 yılından bu yana yurt içi ve yurtdışı inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini belirten Erkanlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Hüseyin Erkanlı, "2010 yılında aldığımız kararla ülkemizde gayrimenkul geliştirmeye odaklandık. Bu çerçevede şu anda Erkanlı Monza projesi devam ediyor. Kısa süre içinde yine Ankara'da 110 villalık bir projemiz devreye girecek" dedi.


Fer Yapı; Türkiye'nin ilk kampüs ofis projesini hayata geçiriyor. Kağıthane'de 20 dönüm arazi üzerinde 150 milyon TL'lik yatırım değerine sahip Premier Kampüs Ofis, tüm sosyal olanakları bünyesinde bulunduran konsepti ile iş dünyasının yeni trendi olacak. 58 bin metrekare satılabilir alanı, 4 bin 200 metrekare kiralanabilir alanı bulunan projenin Mayıs 2015'te teslim edilmesi planlanıyor.


IKEA; Küçük metrekareli daire sayısı çoğalıyor, ev dekorasyonu için pratik çözüm arayışları artıyor. Mobilya sektörünün küresel oyuncusu IKEA da, bu dönüşüme odaklı ürünleriyle dikkat çekiyor.

İş Bankası; Kentsel dönüşümün temelleri atılıyor, afet riski altındaki yapılar yenileniyor. Proje kapsamında ihtiyacınız olan kredi, cazip koşullarla Türkiye'nin Bankası'ndan geliyor. Evini ya da işyerini yenileyecek ev/işyeri sahiplerini ve müteahhitleri İş Bankası'nın cazip kredilerini kullanabilirler.

Kuzu Grup; İstanbul ve Ankara'da Divan, Spradon ve Parkvadi markalarıyla sayısız konut projesi geliştiren Kuzu Grup, İstanbul ve Ankara'da kentsel dönüşüm projelerine odaklanacak. Türkiye'de kentsel dönüşüm projelerinin önemine dikkat çeken Kuzu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Özen Kuzu, "Ankara'da Oran'da eski Maliye Lojmanları'nı dönüştüreceğiz. İstanbul'da da kentsel dönüşüme odaklanacağız" mesajı verdi.

Nurol Park; İstanbul'un yükselen değeri Güneşli'de yeni bir hayat sizi bekliyor. 21. Yüzyılın en büyük metropollerinden İstanbul'da ekonomi ve yaşam merkezleri değişiyor. İş yaşamının yeni merkezi Güneşli'de ticaret, konut, ofis, finans ve alışveriş alanları bölgenin genç profesyonellerinin ve ailelerinin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde dönüşüyor.

Pakpen; Pakpen Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuza, "Kentsel dönüşümü bir yapı yenileme olarak değil bir sosyal değişim olarak da değerlendirmek lazım. Planlı, Yaşanabilir, kaliteli, çevreye uyumlu kentler oluşturmak en önemli hedef olmalı" dedi.

Sur Yapı- Exen İstanbul; Bulunduğu konum ve arsa alanının büyüklüğü nedeniyle Anadolu Yakası'nın en gözde projelerinden biri olan Exen İstanbul, anayolların hemen yanında, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerine 5'er dakika mesafede bulunuyor. Sur Yapı tarafından hayata geçirilen Exen İstanbul'da yaşayanların rahatı ve mutluluğu için en ince ayrıntıların dahi düşünüldüğü proje sosyal imkânları ile de dikkat çekiyor.

Avrupa Konutları-Vadi İstanbul; Doğayla iç içe bir konumda yer alan Ayazağa'nın dönüşümünde büyük rol oynayan Vadistanbul, bölgedeki sanayi alanlarının taşınmasıyla birlikte çevrenin gelişimine katkı sağlıyor. Proje içinden geçen doğal derenin etrafında oluşturulacak yaşam alanlarıyla da eşsiz bir alan oluşturularak bölgeye de canlılık katacak.

Viatrans; Viatrans A.Ş. Meydanbey Ortak Girişimi'nin otel, rezidans ve ofisten oluşan lüks karma projesi Quasar İstanbul, Qatar Cityscape Fuarı'nda yabancı yatırımcılardan yoğun talep gördü. 'İlk'lerin ve en 'iyi'lerin projesi Quasar İstanbul, 5 bin 789 metrekarelik özel tasarım kat bahçeleri ile de dikkat çekiyor.







Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Haziran 2013 Salı

Cahil çocukların yıkıcı kompleksi

Blogu ne zamandır cepten yazıyorum. Aklıma geliverince, en sıcak ve kalbî fikirlerimle...

Memleketi AKPistan sanıyorlar. 

Bir de bitmeyen mağdur psikolojisi... 

İktidarken bile mağduriyet hissi... Bu bitmeyen bir kin sanıyordum ama kin bile zamanla yartışır.


Herkese " Bunlar" diyen bu tiplerin asıl derdi ciddi bir mazohizm. Bu tipler ezilmekten zevk alıyor. Kendi başlarına akıl yürütmeleri, hüküm vermeleri mümkün değil! 

Bu yüzden de hayalî zalimler yaratıp iktidarda bile kendilerini mağdur edebiliyorlar. Sürekli bir şeyleri kırıp dökmelerinin sebebi, kendilerine karşı sürekli bir nefret duygusu yaratarak varoluşlarını anlamlandırmak.

Başka türlüsünü anlamaları mümkün değil.  Babalarından öğrendikleri yabanlık duygusunu sürdürmeyi gelenek sanıyorlar . Kindar ve dindar nesil fetişizmlerinin sebebi de bu... 

Lüks tüketim dahi içlerindeki kenar mahalle kompleksini yok edemiyor. 

Çünkü ruhu yaşayan ve geliştiren insan. Ve onlar insanlıkları yarım kalmış cahil çocuklar. Büyümek istemiyor çevreyi kırıp dökerek büyüyeceklerimi sanıyorlar. Ahlâkdan ölesiye korkuyor,  o alana girmemek için kadın erkek ayrımcılığına sığınıyorlar.

Türkiye'nin sorunu cahil çocukların komplekslerinin medeni mirası tarumar etmesi.

31 Mayıs 2013 Cuma

MHP nerde Türkçüler nerede?

Türk milliyetçiliği nereye evriliyor, neye dönüşüyor?

Türk milliyetçiliği günden güne Türk şeriatçılığı haline geliyor.

"Türk için Türk'e göre Türk tarafından" ilkesi "Türk için Arap'a göre herhangi biri tarafından" haline getiriliyor.

Milletin cahil ekseriyetinin taassubunu düzeltmek için çalışılmıyor. Aksine bu taassuba teslim olunuyor, buna yaranılmaya çalışılıyor.

Halkın taassubunu düzeltmek dinin ve milletin selâmeti için elzem. Bunun için de siyasetin din sömürüsünden arındırılmalı.

Oysa MHP'nin laiklik diye bir endişesi yok. Hâlâ  Türklüğünü idrak edebilmek için Arap şahadetine muhtaç olan birilerinin elinde şeriatçılık bataklığına saplandıkça saplanıyor.

Milletin bekası söz konusuyken alkolle uğraşmak dincilikten başka bir şey değil.

Artık Türkçüler adı milliyetçi olan dinci  kitleden ayrılmalı ve bu kitleye her türlü ilişki kesilmelidir.

Çünkü bu ilişkide küçümsemem, itelenen hep Türkçüler oldu. MHP'nin milliyetçiliğinin artık Türkçülükle ilgisinin kalmadığı anlaşılmalıdır.

28 Mayıs 2013 Salı

Her yanımız ahlâk mübarek

Eskiden kuralın güvencesini hissederdik.

Bugün dinci taassubun keyfi insafına terk edilmiş vaziyetteyiz.

Dincilik hoşuna gitmeyen insanları  hiç bir kural tanımadan "bertaraf" etmekte beis görmüyor.

Artık ahlak denen şey kul hakkıyla falan ilgili değil. Artık ahlâk, kadını erkekten uzak tutabilmekten ibaret.

Kadını bir deliğe yıkıp saklayabildikten  sonra ne yaptığımızın bir önemi yok.

26 Mayıs 2013 Pazar

Alkolle değil dinle kıyak ol!

"Kafası kıyak nesil" istemiyorlarmış. İfadedeki  bediilik ve nezaket göz kamaştırıcı, doğrusu...

Bir siyasetçi eğer bir  bağımlılığı ifade etmek istiyorsa, bunu edebi dilde  anlatmalıdır. Siyaset kürsüsü argonun mekânı olamaz.

Vatandaşlarının terniyeşi insanlar olduğu bir memlekette hele bir başbakanın bu derece " müptezel" bir argo kullanması, düşünülemez.

Demek ki Ak Partili siyasetçilerin bütün Türkçeleri  bu ve bunun gibi argo istifinden ibarettir. Bu, dolmuşçu argosudur. Siyasetçiler millet terbiyesi karşısında mesul kişilerdir. Dincilik kenar mahalle argo terbiyesinin toplumu oy çoğunluğu ile istila etmesinden başka bir netice doğurmamıştır.

Ayrıca "kafası kıyak nesil" tabiri  bir kesimi açıkça ve terbiyesizce tahkir etmektir, dinciliğin oy avcılığı için giriştiği ahlâk dışı bir ayrımcılıktır, ötekileştirmedir.

Başbakan kafaları içkiye uyulman kişileri belki görüyor ama dinci yalanlarla robotlaştırılan nesilleri göremiyor.



6 Mayıs 2013 Pazartesi

Ne Kadar Ümitli O Kadar Medenî


Medeniyet ve psikoloji arasında nasıl bir ilgi var diye düşünüverdim.

Bu özellikle “yapıcı” düşünmekle ilgili galiba?

Yapıcı düşünmek ne demek? Yapıcı düşünmek durumları olumlu karşılamak demek öncelikle.  Sonra da taş üstüne taş koymak,  üretmek demek. İnsanda ümidi sürdüren, besleyen şeyler yaratmak demek.

Ama bunun da şöyle bir  şartı var ki o da durumların değişmezliğine bel bağlamamak ve huzurun bir paket olarak öylece edinilmeyeceğini bilmek.

Aslında eğer yapıcı düşünmüyorsak asla mutlu olamıyoruz. Yapıcı  düşünmek mutlu olmak arzusunun bir sonucu… Mutlu olabilmek için her şeyden önce mutlu olmayı istemek gerekiyor.

Medeniyet denen şey, insan varoluşunun incelmiş ve hassaslaşmış bir biçimi.

İnsan, ancak kendi çabasıyla şekillendiği içindir ki  yapıcı düşünmek dışında medeniyet oluşturabilmek imkânı yok.

Bu yüzden ümit bir  lüks değil insan için; yaşamsal bir gereklilik.


1 Mayıs 2013 Çarşamba

“Hope Springs’ten” Sonraki Dönemeçte Ümit


Hayat eskiyor mu bilemiyorum…

Nasıl sorular sormak lâzım hayata? Çünkü sanırım sadece almak istediğimiz cevapları düşünürken soruyoruz…

Onun tükenecek, yıpranacak bir şey olması gerektiği inancıyla büyütülüyoruz. Sonra  kaybetmeyi kaderleştiriyoruz.

Bu gerçekten böyle mi bilmiyorum? Elbette değil.

Bir kişisel gelişimi kitabını küçük görmek çok kolay.  Bir kitabın kitapçı rafına girebilmesi için yazarından başlayan serüveni hakkında en ufak bir fikrimiz olsaydı eğer…

Sanırım artık Amerikan filmlerini bile merak etmiyoruz. Bütün merakımız, ellerinde tabancalar, balgamlı Türkçeleriyle etrafa korku salan, kirli sakallı heriflerin dünyasında yaşadığımızı kendimize hatırlatan filmler…

Bir filmden ne beklersiniz bilmem ama  ben genelde ümit beklerim. Çünkü hayat gerçekten ümitli bir şey. Hayat ümitli bir şey olmasaydı doğmazdık. Hayat ümitli bir şey olmasaydı, sevmezdik. Hayat ümitli bir şey olmasaydı…

Ümit ne mi?
Ümit güzel bir aşk filmi seyrettikten sonra ve belki de “Karate Kid’den” sonra yarın için daha güzle şeyler olacağını gönülden hissetmek demek…

Ümit, iyi bir şiir okuyup gün batışındaki o altın rengi konforu hissetmek demek.
Ümit, güzel bir film seyredip müziklerini bulup defalarca dinleyebilmek demek…
Hope Springs'in enfes şarkılarından biri...