Dün “mütedeyyin sermayenin” açtığı büyük marketlerin birindeydik. Bu marketlerde alkollü içki satılmaz. Üzerinde Arapça yazılı, plastik çerçeveli levhalar falan satılır. Ne kadar yaldızlıysa o kadar iyidir! İmanın yaldızlısı makbuldür ne de olsa.17 Aralık 2011 Cumartesi
Hz. Noel Baba
Dün “mütedeyyin sermayenin” açtığı büyük marketlerin birindeydik. Bu marketlerde alkollü içki satılmaz. Üzerinde Arapça yazılı, plastik çerçeveli levhalar falan satılır. Ne kadar yaldızlıysa o kadar iyidir! İmanın yaldızlısı makbuldür ne de olsa.16 Aralık 2011 Cuma
Erdemli Bir Cehalet için
Bilmiyorsan korkmalı mısın? Daracık bir geçidin arkasında bir dünya cenneti yatmadığını nereden bilebilirsin?15 Aralık 2011 Perşembe
Dur Ve Sus
14 Aralık 2011 Çarşamba
Asalet Dediğimiz Şey
İngiliz veliaht prensi sarayına dönmeden önce ormanda kamp kurdu, ağaç kesti, kütük taşıdı, tuvalet temizledi… Ölüm tehlikesi atlattı. En az bir yıl daha Afganistan’da bu işleri yapacak. Babası ki kendisi İngiliz basınının baş alay konusu ve malzemesidir, askerliğini Falkland Savaşı’nda pilot olarak yapmıştır. Bu genç adam, sözde “keyfi” bir rejim olan monarşinin veliahtı…13 Aralık 2011 Salı
Yaşamak
11 Aralık 2011 Pazar
Yaratıcılık Ve Zenginlik
Madencilere saygılarımla...
7 Aralık 2011 Çarşamba
Kağızmanlı Kız
Sanırım, onu ilk görüşüm, memleketini sorduğum andı. Kocaman, ışıl ışıl gözleriyle "Kağızman, hocam" dedi. Sınıfın yüzde sekseni gibi Kürt idi...
Yüzünde derin bir üzüntü, ağlamaklı olduğunu görünce, onu alıp konuşmak için kantine götürdüm. Çay içerken, konuşmaya başladığımızda, göğsündeki ay yıldızlı kolyeyi gördüm.
"Babam hediye etti.." dedi…
Işıldayan gözleri daha bir parladı "Geçen yaz Çanakkale Şehitliklerini ziyaret etmeye gittiğimizde almıştı...".
Kısa bir süre ne diyeceğimi bilemedim. Sordum: “Okulda, yurtta bu yüzden problem yaşamıyor musun?” Bildiklerim vardı ve onun adına korkmuştum.
“Evet, yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum…”
“Niye?” diye sordum.
Beni tanımıyordu, ne siyasi görüşümü biliyordu, ne de kişiliğim hakkında bir fikri vardı. Bir an yüzünde tedirgin bir ifade belirdi, gözlerini yumduğunu gördüm, cesaretini topluyordu. Birden kararlı bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
“Özümü asla inkâr etmiyorum, ben Kürdüm ama Kürt olduğum kadar Türk’üm, bu ülkede yaşıyorum, sonuna kadar Atatürkçüyüm…”
Sordum “Neler yaşadın, bugün ne oldu?”
Gülümsedi: “Hocam, bu kolyeyi okula gelince ilk taktığımda “sen ne yapıyorsun, ne biçim Kürt’sün? Hain, onu hemen çıkar” diye saldıranlar olmuştu. Babama anlattım, tedirgin oldu ve takma dedi. Bende takmakla, birlikte elbisemin içine koyuyordum. Dün şehitleri duyunca inanamadım… Yurttaydım, PKK sempatizanı kızların sevinç çığlıklarına sert bir şekilde tepki koydum… Kolyemi dışarıya çıkardım. Yemin ettim, bundan sonra hiçbir güç onu içeriye sokturamayacak. Ben Kürdüm ama bir o kadar da Türküm, Ayyıldız da benim bayrağım ve bayrağımı göğsümde taşıyacağım. Bana “seni yaşatmayız” dediler… Bende onları tehdit ettim… Şimdi korkuyorum ama kendimi ezdirmedim, ezdirmeyeceğim. Ben Türklerin olmadığı bir Kürdistan istemiyorum… Sırf Kürtlerin olduğu bir yerde yaşamayı ret ediyorum… Bir karış toprağında bu hainlere verilmesine karşıyım…” dedi ve sustu.
Gözlerimden akan bir damla yaşı durduramadım. Başımı çevirip, gizlice sildim. Sanırım bunu o da gördü…
Irkçılık
Aklın Ahlâkının Neresinde?
6 Aralık 2011 Salı
Söylemenin Kıymetine Binaen
Söylemek insanın varoluşunun yegâne şeklidir. Resim çizmek, türkü söylemek, hatta ıslık bile bir “söylemektir” aslında…
Onun içindir ki önce sözler budanır, sözler kesilir, sözlere saldırılır.
Karşıdakini susturmak, onu yok etmenin başlangıcıdır.
Söylemek suç haline getirildiğinde, susturulana söylenen şudur: “ Var olman başlı başına bir suç! Yok edilmen gerekiyor!”
Söz üstünde kim hükümransa, gerçek hükümran odur.
Sözü susturmak fikirleri kafanın içine hapsetmek ve onların orada ölmesini beklemek demektir.
Sözüm nerede, ben neredeyim?
Sözüm, iyiliği çağırsın, ruhumu düzeltsin diye…
Sözüm, iyiliğin kıymetini yere düşürmesin diye…
Sözüm, olumsuz çağrışımları titreştirmesin diye… Kendi kendime ve sadece kendi kendi kendime nasihat ediyorum.
“ Cesurum, ümitliyim, neşeliyim ve inançlıyım!” diyorum.
Bugün, inançlı, neşeli ve ümitli olmayı seçiyorum.
Bugün, inançlı, neşeli ve ümitli olmayı seçiyorum.
Bugün, inançlı, neşeli ve ümitli olmayı seçiyorum.
Derin sesiyle Adele belki biraz etkiler...




