23 Mart 2014 Pazar

TESPİTİM GELDİ: VAZİFEMİZ BİRLİK

 Gezi olayları süreci hayat tarzlarını tehdit altında gören apolitik kitlenin Gezi Parkında yaşananlara tepkisiyle başladı. Olayların, bütün mutedil kesimleri içinde barındıran karakterinin, marjinal taşeron sol örgütlerin ve PKK'nın eline geçmesiyle sonuçlanmasında, hükümetin bu örgütlere göz yuman yaklaşımı etkili olmuş ve böylece, bu örgütlerden ürken halkın sahneden çekilmesiyle olaylar neticelenmişti...
Başlangıçta apolitik kitlenin sahip olduğu hislerle harekete geçen milliyetçi kitle merkezi talimatla geriye çekilince saha tamamen bu marjinal grupların elinde kalmıştı... İtaat etmeyen çok sınırlı sayıdaki milliyetçi oluşumlar ise kitleleri yönlendirme kabiliyetinden sayıca azlıkları nedeniyle yoksundular...
2000'li yılların milliyetçilik anlayışının ne olduğu sorusunun net bir cevabı vardır. PASİFİST MİLLİYETÇİLİK diye tanımlanabilecek olan bu yaklaşım emekli olmuş yaşlı bir generalin ruh halini andırmaktadır. Gençliğin dinamik yapısını ve heyecanlarını tatmin etmekten çok uzaktır. Aşırı tecrübe ve itidalin etkisi ile reaksiyon verme hızının düşmüş ve reflekslerinin zayıflamış olduğunu da görmek lazımdır.
Son zamanlarda köşe yazarlığından akademik hayata kadar geniş bir yelpazede Türk milliyetçiliğinin entelijansiyası denilebilecek alanlarda peşpeşe ürünler verilmeye başlanılmış olması sevindiricidir. İnternet ortamının sağladığı imkanları da kullanma kabiliyeti olan milliyetçi bir neslin ayak sesleri ciddi ciddi duyulmaya başlanmıştır...
MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN HİÇ OLMADIĞI KADAR TEHDİT ALTINDA OLDUĞU, VATAN KAYBETME TEHLİKEMİZİN YAKIN VE GÖRÜNÜR OLDUĞU BU DÖNEMDE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKRİNİN TOPLUMUN BÜTÜN KATMANLARINA HAKİM HALE GELMESİ, BAŞIMIZDAKİ KARABULUTLARIN DAĞILMASI İÇİN GEREKLİLİKTEN DE ÖTE BİR ZARURETTİR!!
Bu yüzden yolbaşçı olma konumunda olanlarla milliyetçiliğin akil adamlarının toparlayıcı, kucaklayıcı ve motive edici hedefe odaklı bir yaklaşım içinde olmaları gereklidir...

Hiç yorum yok: