18 Nisan 2020 Cumartesi

Allah Belanı versin!


Sevgili Okur!
Sana “Allah belanı versin!” demek istemiyorum.

Öncelikle Allah’ın senin belânla ilgilenip ilgilenmediğini bilmiyorum. İlgilense bile… Senin kendi umursamazlığından, duyarsızlığından rahatsız olmaman zaten yeterince bok tonlu bir şey…
Bir zamanlar , arkadaşlarımın eşleri, arkadaşlarımın, onlara yazdığım  mektupları sakladıklarını söylemişlerdi.  Buna pek şaşırmışlardı.

Yani “kardeş” edindiğim insanlara mektup yazmam zaten yeterince tuhaftı da kardeşlerimin benim mektuplarımı saklamaları daha bir tuhaftı.
Siz ne istiyorsunuz? Anlam sizin için ne demek? Hayattan ne umuyorsunuz?

Hayır.. Artık söylemek istiyorum...

Allah belânızı versin!

Not: Bu etkisiz bir bedduadır. Bu bedduayı kıçının bir kenarına bile takamayacağıını bildiğim ama öte yandan, başkasının ifadelerinden kendine  boktan bir unvan ve savunu çıkaracak kadar korkak ve iki yüzlü egemen kitleden olup da belki korkaklıktan belki de açıkça alçaklığından iki satır yazamayanlara "anladıkları dilden" bir tepki olarak ortaya konmuştur. Yoksa Allah'ın, üretmeyen, hissetmeyen, üzülmeyen, sevmeyen ve adanamamış primatları kayırdığını ben zaten biliyorum. Yani seni gibileri sevgili okur...

Not 2: Bunu okuyan tosun... Bunu okuyorsan " Bana niye küfrettin ki?" diyeceksin... Bu bedduamı hak edenler zaten bu yazıdan haberdar olamayacak koskoca bir kitle...