30 Mart 2019 Cumartesi

Yasak Savmak Mı Vehim mi?

italo calvino öyküler ile ilgili görsel sonucuBugün iyi anlaştığım iki hocayla hiç ummadığım bir yerde karşılaştım.

Bana öyle geliyor ki... Yayıncı camiası beni biraz itici ve ham buluyor. Ya da ben öyle vehmediyorum. Bilmiyorum ama sanırım kitabı  ancak yasak savmak kabilinden  yayınlayacaklar.

Kimseyi suçlayamıyorum. Birini suçlamam gerekirse kendimi suçluyorum. Çünkü sanırım yeterince sabırlı ve olgun davranamadım.

Öte yandan... Orkidenin nasıl yetiştirildiğini birazcık örendim galiba...
Bugün oğlumla öğle  arasında buluşup bir şeyler yedik, pek zevkli zaman geçirdik.  Akıllı başlı konuşması pek hoşuma  gidiyor.

İtalo Calvino'dan iki öykü okudum. Bazen öyle tıka basa okunmuyor işte ne yapacaksın?

Burası bir "günlük"...

Öyle değil mi?

28 Mart 2019 Perşembe

Hatırası Bizlerin



Bugün çok sevdiğim bir ağabeyim öldü. Ölümünü olmamış sayarak avunuyorum. Oysa oldu. Ve yarından itibaren hiçbir şey aynı olmayacak.

Ve bugün sanki her şey ayağıma dolandı. Cevapsız kaldım, çare bulamadım.
Ödül töreni için bir konuşma yazdım.

Konuşmanın içinden galiba eski hayatlar geçti. Böylece bildiğim ve bilmekten mutlu olduğum günlerin altın sarısına sarıldım.
Bugün Sevgili İsmail Ağabey öldü.

Bugün hayatını ancak çalışarak kazanan bir adam öldü.
Bugün sevgisi berrak bir Akdeniz çayı gibi berrak bir adam öldü. Bugün… İçten gülen cömert bir adam öldü.

Ölüm her şeyi bir hatıra yapan bir sonlandırıcı… Bir nihayet treni.
Bu bir günlük en nihayetinde.
Büyük sözler yazmak istiyordum, beceremedim.
Günlüklere çok da yüklenmemeli.
Nur içinde yat İsmail Ağabey…

26 Mart 2019 Salı

Mutlu Bir Dün


Son zamanlarda hiçbir şey yazamadım. Gerçi okuyanımız da pek az…
Yazınca hep ciddi şeyler yazmak istiyorum. Çünkü memleket ciddi bir şey…
Öte yandan aslında burası bir “sanalağ günlüğü”… Batıda bir blogun nasıl kullanıldığını hâlâ tam anlayamıyorum.

Bizde çoktan modası geçti  galiba.
Dün  mesleki açıdan önemli  bir eşiği atladım. İnanılmaz bir tecrübe idi. Çok mutluyum.
Bunun yanında … Bu süreçte ailem yanımda olduğu için inanılmaz mutluyum.

Herhalde sanalağ günlüğünde ya da blogda böyle şeylerden bahsetmek lâzım.
Diğer yandan kendi kitabımın sanalağda tedarik edilememesine sevinmeli miyim, onu da bilmiyorum.

“Sen ne biliyorsun birader?” diye sorarsanız onu da bilmiyorum.
Her gün de destan yazamıyor insan… Ya da iddialı yazılar…
Neticede mutluyum.


Lifecell’den Akıllı Kamera: SUPERCAM

SUPERCAM ile Sevdiklerinize Gözünüz Gibi Bakın
Teknolojilerle deyimler çok bağlantılı aslında. Mesela “gözün gibi bak”. Ne güzel bir deyim değil mi? Bir şeyin ne kadar değerli olduğunu göstermek için söylenir. Eski zamanlarda önemsediği şeylerden ayrılmak zorunda kalan insanlara güven vermek için.

Zaman ilerlese de ihtiyaçlar değişmiyor. Deyimler ve ihtiyaçlar da teknoloji ile birlikte yeni anlamlar kazanıyor.
Gözün gibi bak deyimi için de başka bir çözüm var artık. Yeni bir teknoloji: Supercam
Supercam evini, işini, evcil hayvanını, bebeğini… insanın önemsediği ne varsa gözü gibi bakabilmesi için yapılmış bir hizmet. Lifecell’in sunduğu güvenlik hizmeti Supercam ile kamera sistemlerinizden evinizi mobil uygulama sayesinde izleyebiliyor, geriye dönük kayıtlarınıza ulaşabiliyorsunuz. Çift taraflı konuşma özelliği ile cihaz üzerinden iletişim kurabiliyor, davetsiz misafirler için alarm alanı oluşturabiliyorsun. Tüm bu özellikleri ile gerçekten sevdiklerine gözün gibi bakabiliyorsun.

Üstelik bu teknolojiyi Lifecell’liler ve Turkcell’liler avantajlı şekilde kullanıyor. Supercam ile birlikte uygulama içinde kullanabilecekleri 5 GB internet de beraberinde geliyor.
Supercam’in paket özelliklerini gözden geçirin, avantajlı fırsatları kullanın, siz de sevdiklerinize gözünüz gibi bakın.
Akıllı Paket: 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma özelliklerinin kullanılabildiği paket.

Bulut Paketi (7 veya 30 gün): 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma ve 7 gün veya 30 gün geriye sarma özelliklerinin kullanılabildiği paket.
Not: Supercam, ücretsiz kurulum, 7/24 destek hizmeti, gece gündüz 1080p (HD) çözünürlüğünde izleme imkanı, alarm alanında hareket olması durumunda telefonuna anında bildirim gönderme ve video klip oluşturup paylaşma özellikleri ile birlikte kullanılabilmektedir.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Mart 2019 Pazartesi

Hamamböceği Üzerine Deyişler ( Çalıntı Başlık)



Sevgili yazarımız Derya yazacak ama başlığı ben çalıyorum. Önerim şu:
Aynı başlıkla bir başka yazı yazsın. Böylece tan bir beyin fırtınası yaşamış oluruz.
Hamam böceklerinin ne boka yaradıkları hakkında en ufak bir fikrim bile yok.

Yaratan’a sormam da mümkün değil. Hamamböceklerinin pisliklerin, lâğım akıntılarının içinden geldiklerini düşündüğümde…  onlardan hoşlanmamamın faşizm ya da ırkçılık olup olmadığını da merak ediyorum.

Yani şimdi bir nükleer savaşta kalıtımımızı emanet edebileceğimiz ve bir milyar yıl sonra reenkarne olarak dünyaya gelmemizi sağlayabileceklerini sandığımız için mi bu türe tapmalıyız?

Hamamböceği hamam böceğidir. Boklu sulara bulanır, belki  sidik içer ve belki amonyak soluyordur. Ve sırf yaratan onu bize hediye etti diye salonumuzda ona bir koltuk vermeliyiz.

Bok boktur ve  çiş de çiş.
Böcek böcektir…
Varoluşu hakkındaki fikirleri nedir, bilmiyorum.
Ama benim varoluşumu, kafama bir kalaşnikof dayayarak  ve başka bir dille konuşmam için beni zorlayarak değiştirmeğe kalkacak hiç kimsenin… nazarımda sırtı boka bulanmış bir hamamböceğinden farkı yok… Ve şimdi başta Derya olmak üzere hemen hemen bütün okurlarım beni “empati yoksunu bir faşist” olmakla suçlayacaklar…

Değil mi ya? 

Türkiye’de Türk olmamı ahlaksızlık, faşizm ve ırkçılık sayarak soyumu gönüllü kurutmam için kafama kendi ellerimle bir silah dayamamı isteyen bütün piç soyluları, birer hamam böceği olarak görüyorum…

Başka soru?