27 Haziran 2013 Perşembe

İnsanın izinde izlenimler


İçinde insan olmayan kareler çekiyorum bu günlerde.


Bunun sebebi nesnelerin insanlardan daha estetik duruşu mu?

Belki de?

Belki de ben artık insanların içinde herhangi bir şey kaldığına inanmadığım için içinde insan olan kareler çekmek istemiyorum...

Bir kompozisyon yeterince taşıyor insanın izini ve hatta ondan bile ilerisine dair izlenimleri.

İnsanın kendisi var mı artık bilmiyorum ama izlerinden varlığının hayaline ulaşmak artık çok daha dinlendirici


Işıklar yokken


Elektriğimiz kesik. Teknolojinin olmadığı devirlerde neden bu kadar kitap okunduğunu insan şimdi anlayabiliyor.


Öbür yandan... 

Blogu gerçekten bir günlük olarak kullanıyorum artık.

Çok değil bir saat önce bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı.

Gökyüzü besberrak. Yıldızlar ne parlak.

Uzakta dağın tepesinde bir dizi  yeşil ışık var.

Bu gün yoncalarda beraber  lavantaları da biçti  Reşit.

Elektrik ne zaman gelecek?

Belki mahrumiyet insana yerini kabullenmeyi öğretiyor...

Erken yatarız herhalde.

Elektrik arada göz kırpıyor.

Bulutlu Günler Uğultulu Tepeler


"Uğultulu Tepeler'i" İngilizce 5. seviyeden okuyorum. Bence çok güzel sadeleşrilmiş. Belki naçiz İngilizce'mde bir ilerleme vardır, bilmiyorum...


Öbür yandan memleket ahvali beni endişeye sevk ediyor. Bu günler bizi nereye götürecek? 

Bu günler, yaygın cehaletimiz ve toplumda hükümet eliyle derinleştirilen ayrışma hakkında  daha neyi ne kadar yazabilirim, onu da hiç bilmiyorum.

Oğlumun burnu yaralandı, içim ezildi. Bir insan kendi çocuğu için istemediği bir şeyi başkasına nasıl yapabilir?

Bugün dindarlık artık insanî bir şefkat geliştirmekle ilgili değil. Bugün artık dindarlık, taraftarlığa iman, yalnızca.

Bugünü kurtarmak ve yarını düşünmemek sadaka bağımlısı zihinlerimizin  yapabildiği tek şey.

Bugün hava gene kapalı ve ben bu halini seviyorum. Gözlerim ve ruhum dinleniyor.

Evet... Bunu seviyorum. Çünkü insanlıkdışı kıyıcılık tutkumuzu örtüyor. Çünkü sadece durup dinlenebilmenin askında zarar vermemekle ne kadar ilgili olduğunu bana gösteriyor.

Bazen Londra'da yağmurlu bir günde, bir sundurma altında oturup insanları seyrettiğimi hayal ediyorum.

Bulutlu günlerde okumak daha derin ve sakinleştirici galiba.

25 Haziran 2013 Salı

Bir ikindi vakti Susanna Clarke


Bahar  bazı yerlerde hâlâ devam ediyor. Hayat ne tuhaf... 


Ankara sanırım yanmaya başlamıştır. Burada yoncalar ve ekinler yemyeşil.

Üstümde bir montla oturuyorum bahçede, hava serin mi serin.

Jonathan Strange Ve Bay Norrel'i okuyorum. Yazarı benden  on iki yaş büyük.

Bahsettiği caddeleri hatırlamaya çalışıyorum, okurken. O zamanlar köy diye bahsettiği Clerckenwell bu gün Londra'nın göbeği gibi mesela. Picadilly adam almıyor.

Temiz havada mahzun bir ikindi güneşi altına okumak, ne kadar seçkince geliyor, insana...

Neyse... Güneş gitmeden okumaya devam...





17 Haziran 2013 Pazartesi

Dincilere Sosyoloji Gerekir Mi?

Türkiye neresi?

Kasımpaşa mı,  Sultanbeyli mi, Üsküdar mı?

AKP mitinginde bahsi geçen semtlerin tamamı dinciliğin merkez üsleri gibi...

Sözde millî iradenin sahibi bir partinin toplumu nasıl anladığını ayan beyan ortaya koydu...

Hükümetin başı, sosyoloji dersine ihtiyaçları olmadığını söyledi.

Toplumu, ancak ahiret beklentileri ile kandırılabilen birkaç seçmenden ibaret sanan AKP, aslında ne büyük bir cehaletin, öfkenin üreticisi olduğunu gösterdi.

AKP, kenar mahalle yalıtılmışlığına sarılıp bu ruh halinden beslenen bir öfkeyle ve kıskançlıkla insanları gütmeyi sosyoloji sanıyor.

İnsanları korku ve çıkarla havuç-sopa şartlamasıyla gütmek  ne sosyolojidir ne de demokrasi. Bu ancak en ilkel haliyle toplum mühendisliğidir. Daha doğrusu,  kenar mahallenin insan ilişkilerinden anlayabildiği tek şeydir.

Türkiye artık koca bir kenar mahalle.

Bu mahallenin yarısı da kendini ancak nefret ve öfke ile ifade edebilen bir kitle...

Evet bu kitlenin sosyolojinin açıklamalarına ihtiyacı yok.

Kendi putlarına taparak ibadet ettiğini sanan bu kitle şüphesiz bir irade sahibi ama o kitle ne kadar millî, o tartışılır...

14 Haziran 2013 Cuma

Ulus veya Gezi Parkı

Taksim'de bir şeyler oluyor. Bir ulus nasıl oluşuyor, bunu seyrediyoruz.

Aslında Taksim ile ülkenin geri kalanı arasında biraz fark var. 

Taşra daha "kırmızı beyaz" görünüyor. Taksim ise PKK yandaşlarının da içinde barındığı daha kozmopolit bir manzara arz ediyor.

Türk bayrağını ayaklar altına almış bir katil yandaşları sürüsünün meşru bir protestoyu kirletmesi hoş değil.

Buna rağmen Mustafa Kemal'in ektiği medeniyet tohumlarının tuttuğunu, yeşerdiğini görmek ümit verici. 

Bu protestolar işin sağ ve sol çekişmesinden ziyade bir uygarlık mücadelesi olduğunu gösterdi.

7 Haziran 2013 Cuma

Kentsel Dönüşüm Sürüyor

TÜRKİYE'nin nüfusu son 50 yılda adeta yer değiştirdi. 35 milyon kişi 15 kente toplandı. Göçlerin belli dönemlere sıkışması çok kötü bir yapı stoku oluşurdu ve şimdi dönüşüm için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor. Devlet, belediye, vatandaş, müteahhit ve işin finansman halkası bankalar bu fırsatı iyi değerlendirmek zorunda.

Ağaoğlu; Geçtiğimiz yıl Dubai'de Cityscape Gayrimenkul Fuarı'nda dünya sahnesine çıkan Ali Ağaoğlu başkanlığındaki Ağaoğlu Şirketler Grubu, burada dünya lansmanını yaptığı Maslak 1453 projesiyle yabancı yatırımcıların da gözdesi olmayı başardı.

Akbank; Yapılarınızı ve yaşamınızı yenilemek için Akbank'ı yanınıza alın, onun liderlik gücünden yararlanın. Konut kredisinde de Akbank'lı olmanın farklarını yaşarken; ayrıca devlet desteğiyle yılda %4 daha az ödeyin.

Dap Yapı- Vazo Kule; DAP Yapı'nın, iş dünyasına yönelik tüm fonksiyonları eksiksiz şekilde bünyesinde toplayan ofis projeleri yatırımcıyı cezbediyor. "Bedava Ofis" konseptiyle hayata geçirilen Bumerang Ofis, alıcı ve yatırımcısına tıpkı adı gibi yatırımın 6,5-10 yılda geri dönmesini sağlıyor.

Dumankaya; İstanbul Kurtköy'de Dumankaya İnşaat tarafından hayata geçirilen Trend Residence'ın arsa sahibi İsmailoğlu Gayrimenkul, şimdi kalan son daireleri inanılmaz fiyatlara satışa sunuyor. Siz de hemen Trend Residence'a gelin, size en uygun daireyi önce siz seçin.

Emlak Konut GYO; İstanbul'un Avrupa ile Anadolu yakalarında kentsel dönüşüm kapsamında yer alan 'iki şehir' kurma projesinde de TOKİ ile birlikte rol alacaklarını belirten Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, "Bilindiği üzere söz konusu proje çerçevesinde depreme hazırlık ve kentsel dönüşüm kapsamında riskli bölgelerde yaşayan vatandaşlar bu yeni şehirlere, gönüllülük esasıyla taşınacak. Çoğunluğu boş olan 295 milyon metrekare alanda nitelikli konut projelerinin geliştirilmesi planlanmaktadır" dedi.

Erkanlı Grup; 1998 yılından bu yana yurt içi ve yurtdışı inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini belirten Erkanlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Hüseyin Erkanlı, "2010 yılında aldığımız kararla ülkemizde gayrimenkul geliştirmeye odaklandık. Bu çerçevede şu anda Erkanlı Monza projesi devam ediyor. Kısa süre içinde yine Ankara'da 110 villalık bir projemiz devreye girecek" dedi.


Fer Yapı; Türkiye'nin ilk kampüs ofis projesini hayata geçiriyor. Kağıthane'de 20 dönüm arazi üzerinde 150 milyon TL'lik yatırım değerine sahip Premier Kampüs Ofis, tüm sosyal olanakları bünyesinde bulunduran konsepti ile iş dünyasının yeni trendi olacak. 58 bin metrekare satılabilir alanı, 4 bin 200 metrekare kiralanabilir alanı bulunan projenin Mayıs 2015'te teslim edilmesi planlanıyor.


IKEA; Küçük metrekareli daire sayısı çoğalıyor, ev dekorasyonu için pratik çözüm arayışları artıyor. Mobilya sektörünün küresel oyuncusu IKEA da, bu dönüşüme odaklı ürünleriyle dikkat çekiyor.

İş Bankası; Kentsel dönüşümün temelleri atılıyor, afet riski altındaki yapılar yenileniyor. Proje kapsamında ihtiyacınız olan kredi, cazip koşullarla Türkiye'nin Bankası'ndan geliyor. Evini ya da işyerini yenileyecek ev/işyeri sahiplerini ve müteahhitleri İş Bankası'nın cazip kredilerini kullanabilirler.

Kuzu Grup; İstanbul ve Ankara'da Divan, Spradon ve Parkvadi markalarıyla sayısız konut projesi geliştiren Kuzu Grup, İstanbul ve Ankara'da kentsel dönüşüm projelerine odaklanacak. Türkiye'de kentsel dönüşüm projelerinin önemine dikkat çeken Kuzu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Özen Kuzu, "Ankara'da Oran'da eski Maliye Lojmanları'nı dönüştüreceğiz. İstanbul'da da kentsel dönüşüme odaklanacağız" mesajı verdi.

Nurol Park; İstanbul'un yükselen değeri Güneşli'de yeni bir hayat sizi bekliyor. 21. Yüzyılın en büyük metropollerinden İstanbul'da ekonomi ve yaşam merkezleri değişiyor. İş yaşamının yeni merkezi Güneşli'de ticaret, konut, ofis, finans ve alışveriş alanları bölgenin genç profesyonellerinin ve ailelerinin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde dönüşüyor.

Pakpen; Pakpen Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuza, "Kentsel dönüşümü bir yapı yenileme olarak değil bir sosyal değişim olarak da değerlendirmek lazım. Planlı, Yaşanabilir, kaliteli, çevreye uyumlu kentler oluşturmak en önemli hedef olmalı" dedi.

Sur Yapı- Exen İstanbul; Bulunduğu konum ve arsa alanının büyüklüğü nedeniyle Anadolu Yakası'nın en gözde projelerinden biri olan Exen İstanbul, anayolların hemen yanında, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerine 5'er dakika mesafede bulunuyor. Sur Yapı tarafından hayata geçirilen Exen İstanbul'da yaşayanların rahatı ve mutluluğu için en ince ayrıntıların dahi düşünüldüğü proje sosyal imkânları ile de dikkat çekiyor.

Avrupa Konutları-Vadi İstanbul; Doğayla iç içe bir konumda yer alan Ayazağa'nın dönüşümünde büyük rol oynayan Vadistanbul, bölgedeki sanayi alanlarının taşınmasıyla birlikte çevrenin gelişimine katkı sağlıyor. Proje içinden geçen doğal derenin etrafında oluşturulacak yaşam alanlarıyla da eşsiz bir alan oluşturularak bölgeye de canlılık katacak.

Viatrans; Viatrans A.Ş. Meydanbey Ortak Girişimi'nin otel, rezidans ve ofisten oluşan lüks karma projesi Quasar İstanbul, Qatar Cityscape Fuarı'nda yabancı yatırımcılardan yoğun talep gördü. 'İlk'lerin ve en 'iyi'lerin projesi Quasar İstanbul, 5 bin 789 metrekarelik özel tasarım kat bahçeleri ile de dikkat çekiyor.







Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Haziran 2013 Salı

Cahil çocukların yıkıcı kompleksi

Blogu ne zamandır cepten yazıyorum. Aklıma geliverince, en sıcak ve kalbî fikirlerimle...

Memleketi AKPistan sanıyorlar. 

Bir de bitmeyen mağdur psikolojisi... 

İktidarken bile mağduriyet hissi... Bu bitmeyen bir kin sanıyordum ama kin bile zamanla yartışır.


Herkese " Bunlar" diyen bu tiplerin asıl derdi ciddi bir mazohizm. Bu tipler ezilmekten zevk alıyor. Kendi başlarına akıl yürütmeleri, hüküm vermeleri mümkün değil! 

Bu yüzden de hayalî zalimler yaratıp iktidarda bile kendilerini mağdur edebiliyorlar. Sürekli bir şeyleri kırıp dökmelerinin sebebi, kendilerine karşı sürekli bir nefret duygusu yaratarak varoluşlarını anlamlandırmak.

Başka türlüsünü anlamaları mümkün değil.  Babalarından öğrendikleri yabanlık duygusunu sürdürmeyi gelenek sanıyorlar . Kindar ve dindar nesil fetişizmlerinin sebebi de bu... 

Lüks tüketim dahi içlerindeki kenar mahalle kompleksini yok edemiyor. 

Çünkü ruhu yaşayan ve geliştiren insan. Ve onlar insanlıkları yarım kalmış cahil çocuklar. Büyümek istemiyor çevreyi kırıp dökerek büyüyeceklerimi sanıyorlar. Ahlâkdan ölesiye korkuyor,  o alana girmemek için kadın erkek ayrımcılığına sığınıyorlar.

Türkiye'nin sorunu cahil çocukların komplekslerinin medeni mirası tarumar etmesi.