29 Mayıs 2022 Pazar

Yazın

 Bir şey üretmek için çalışmak güzeldir.



Moralinizi bozan insanlara  gerektiği kadar dayanın, onları hayatınıza fazla dahil etmeyin. Çünkü onlar sizi kullanan bencil insanlardır.


İyi bir şarkı dinleyin, bundan mutlu olun.


Sevdiklerinize dokunun, mutlu olun.


Hikâyeler yazın, mutlu olun.

26 Mayıs 2022 Perşembe

Haydi Matematiğe!

 



Hiç anlayamayacağımı sanırdım.

 

Üstünden zaman geçip de  bazı şeyleri anlamak daha kolay oluyor.  Türevden bahsediyorum. Nesin Matematik Köyü’nün  You Tube videolarından yararlanıyorum.

 

Peki bunlar ne işe yarıyor? Para üstünü hesaplamak için matematik kullanan insanların matematiğin ne işe yarayacağını düşünmeleri de bana tuhaf geliyor.

 

Matematik öğrenimiyle ilgili en önemli sorun, sanırım öğrencilerin edindikleri olumsuz izlenim ve önyargılar. Bu duygular, öğreticilerin kopukluğuyla birleşince matematikle ilgili bir ümitsizlik, bir karamsarlık baş veriyor.

 

Bahsettiğim videolarda, Mustafa Hoca grafik üzerinde başlayan anlatımını tam bir mantık tutarlılığıyla sürdürüp türevi apaçık anlatıyor.

 

Elbette iş türevle bitmiyor. Fakat bir şeyleri anlayabildiğinizi gördüğünüzde matematik, düşünce melekenizi geliştirecek, mantığınızı güçlendirecektir. Bu ne işinize yarayacak? Bu da sebep sonuç ilişkilerini daha aydınlık anlamanızı sağlayacak, içinde yaşadığınız şartların size kendinizi çaresiz hissettirmesinin önüne geçersiniz.

 

Bir yerden başlamak lâzım… Bize çok geç kalmışız gibi gelebilir ama yaşanan tecrübelerin anlayışımızı incelttiğini de fark etmeliyiz.

 

Artık daha çok kaynak varken, öğrenmemek en büyük ömür israfı.

 

Haydi matematiğe!

 

 

14 Mayıs 2022 Cumartesi

Matematiği Sevmek ve Sevdirmek Mümkün Mü?

 




 

Evet! Bu mümkün!

 

O halde yazı bitti mi?  Bazı okurlarımız için bitmiş olabilir  ama “Ekemeğimize bakalım”cıları çıkarınca geriye kalan az sayıdaki  meraklı için yazı devam ediyor.

 

Öncelikle matematiğin neden sevilmediğine bir bakalım mı?

 

Benim kişisel tecrübelerim, matematiğin fazlasıyla soyut, anlaşılmaz ve kibirli olduğu izlenimimle ilgilidir. Sanırım bu konuda  pek çok öğrenci de bana katılacaktır.

 

Matematik, matematik öğretmenlerinin, üstün hiyerarşik  egoları ( Elbette hepsi öyle değil  ama genelleme yapmamıza yetecek kadarının öyle olduğunu herhalde söyleyebiliriz),  konularının hayattan kopuk sunulması-anlatılması  düşünceyle ilgisinin (mantık) açıklanmadan  sunulması-anlatılması gibi sebeplerden ötürü  matematik kafalarımızda  fevkalade sevimsiz, anlaşılmaz, itici, taşınmaz bir yük haline gelmiştir.

 

Son zamanlarda  sosyal medyada matematikle ilgili  artan sayıda popüler videoların çekilmesi aslında, matematik hakkındaki kötü izlenimlerin giderilmesinde yardımcı oluyor.

 

Az önce şans oyunlarında kaybetme olasılığının neden daha fazla olduğuna dair bir iki video seyrederken bu konuyu düşündüm. Matematik öğretmeni, konuyu gayet anlaşılır açıklıyordu. Konuyu bilmeyenler için, konunun “açıklanabilir” olduğunu görmek yeterliydi. Bu açıklamada inkâr edilemez ve tartışılmaz bir şekilde matematiğin kesinliğiyle  yapılıyordu.

 

Aslında hepimiz sayıların mutlak gerçeği ifade ettiğini biliyor ve kabul ediyoruz. Hepimiz son sözü matematiğin söyleyeceğini biliyoruz. O halde neden matematiği sevemiyoruz?

 

Çünkü daha önce dediğimiz gibi matematiğin ne işe yarayacağını bilemiyoruz. Bunun yanı sıra matematik öğretmenlerinin “aşkın egolarının” kafamızda yarattığı hiyerarşi, matematiği “kendi başımıza” kullanmamızı  psikolojik olarak engelliyor. Matematik öğretmenin yer yer elindeki tebeşiri bir sopa gibi sallaması, anlattığı dersin, “kurtulunması” gereken bir ceza  oturumu gibi görülmesine yol açıyor.

 

Oysa bütün temeli, buzul çağında ( yanılmıyorsam) hayvan sayısının daha az yer tutan ve taşınabilir bir araçla ifade edilmesi ihtiyacıyla ortaya çıkan “sayma” işlemine dayanan, bu en temel düşünme biçiminin anlaşılmaması için hiçbir sebep yok. Nitekim ben de dahil pek çok öğrencinin korkulu rüyası olan “olasılık” hesapları dört işlemden başka bir çözüm içermiyor.

 

Matematik öğretmenlerimizin üstün zekâları ve bilgileri şüphesiz onları değerli kılıyor. Sorun şu  ki bunun öğrencileri neden ilgilendirmesi gerektiği sorusu cevapsız kalıyor. Belki de öğretmenlerimizin artık “kullanıcı dostu” bir matematik oluşturmaları ve anlatmalarının zamanı gelmiştir.

 

“Kullanıcı dostu” matematik diye uydurduk ama bunun içini nasıl doldurmalıyız, değil mi? Şöyle.

 

1-     Matematiğin, hayatın kendisi olduğu, her seferinde birer örnekle mutlaka gösterilmeli. Para üstünü hesaplamaktan, üniversite sınavındaki etkisinden dolayı not ortalamasını bulmaya kadar hayatın her alanında ondan yararlandığımızı daha da yararlanmamız gerektiğini öğretseler sanırım öğrenci artık matematiği yabancılamaz ve daha rahat benimser. Örneklendirme olmaksızın hayat anlaşılamaz. Çünkü insan simgesel düşünür. Simgesel düşünüşün yani insan varoluşun en kristalize hali olan matematiğin, “anlaşılamaması” aslında  tam da bu yüzden, mümkün değildir. Şeyler arasında, “sayılabilir ilişkilerin” kurulması, üstün zekâların büyüsü değildir, insan zekâsının doğal işleyişinin sonucudur.

 

2-     Matematiğin, beyni olan herkesin yanında taşıyabileceği kullanışlı bir araç olduğu öğretilmeli. Böylece herkes merak ettiği konuları, çözmek istediği sorunları çözmek için matematiğin çok işlevli bir İsviçre çakısı olduğunu düşünecektir. Sorunları kendi başına çözebilmek için elinde  bir aracı olduğunu düşünen hiç kimse de bir başkasına muhtaç kalmayacaktır.  Bu da insanın bireysel özgüvenini ve özdeğer hissini güçlendirecektir.

 

 

3-     Peki ama bütün bunlar nasıl sağlanacaktır? Öğrenciye iki satırlık bir kural ezberletip öğrencileri Pavlov gibi kuralla  soru arasında şartlayarak mı? (“Kullanıcı dostu” yazılım geliştirememenin en büyük sebebi işte aslında budur. ) Bu, hızlı,  kullanışlı ve sonuç getirici bir yöntem gibi görünebilir ama orta ve uzun vadede çöp üretmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü verilen kuralın çeşitlemelerinin nasıl gelişebileceği, bu özet kuralın aslında neyle ilgili olduğu anlatılmazsa kural derhal “iş bitiğinde unutulması gereken” kısa süreli hafızaya yazılıp sonra çöpe atılır.

“Sen ne bilirsin?” denebilir ve denmeli de. Fakat sorun şudur: Bugün matematik öğretiminin en büyük açmazı,  bir doktorun, hastanın derdini ve şikâyetini, onun ağzından, onun anlatımıyla dinlemeksizin  teşhis koymasına benzemesidir.  Öğrencinin ne hissettiğiyle, ne algıladığıyla ve nasıl anladığıyla ilgilenmeksizin, onun önüne kuralları döküp bunlardan bir şempanze  otomatizmiyle yararlanmasını istemek, öğrencilere belki üniversite  kazandırabilir ama aynı zamanda onları “ekmeğine bakmaktan” başkasını bilmeyen, düşünce düşmanı okumuşlar yapmaktan başka bir işe yaramaz.

 

Ben hâlâ inanıyorum: Matematik sevilebilir. Matematik kullanışlıdır. Matematik hayattır.

 

Tez çalışması

 Bugün bulgularla ilgili yeni tablolar oluşturdum, yeni grafikler çizdim.


Sanırım güzel bir tablo oluşturdum hatta standart sapmaları da koydum.


Biraz da  romandan yazdım.


İki arkadaşımız  sınavlarını geçerek uzman doktor oldular, sevincimiz büyüktü. 


Bugün ( Dün)
tezle ilgili uzun ve kararlı çalışınca kendimi işe yarar hissettim.

12 Mayıs 2022 Perşembe

Sorun çözmek güzel şey

 Kutlu Altay KOCAOVA'nın "İzmihlal" kitabını yeni bitirdim bir de inceleme videosu çektim.


Makale ile ilgili  bir takım eksikler varmış onları gidereceğim.


Bugün eşim arabayı aldığından kampüse başka arabayla gittim, zamanı iyi değerlendirmiş oldum.  Bir şeyleri çözünce insan rahatlıyor, çaresizlikten ve  karamsarlıktan kurtuluyor.


Eşimle ve bir arkadaşımla öğle yemeği yedik. Onların asistan karnelerini bastırmıştık.


 Eski bir hocamla yemekte edebiyat ve sanat üzerine ayak üstü sohbet ettik. Güzel kitaplar yayınlamış. Darısı başıma.

11 Mayıs 2022 Çarşamba

"İzmihlal": Kutlu Altay KOCAOVA

Sınav Demişken

 Tezle ilgili verileri düzenledim. Bu arada aralarında düşük bir standart sapma olduğunu gördüğüme sevindim. Yani biri sorsa sayısal bir cevap verebiliriz.

Sabah eşimin tezini apar topar bastırdım. Allah'tan düzgün bir iş çıktı.

Eşim tez savunmasını geçti. Onun işleriyle biraz  uğraştım.

KutluAltay KOCAOVA'nın "İzmihlal'ini"  okuyorum. Kitap beni epey sardı.

Bugün dışarıdan yemek söyledik, aslında iyi oldu.

Ondan önce eşimle biraz yürüdük.

Önemli eşikleri geçmek ne güzel.

Darısı başıma.



8 Mayıs 2022 Pazar

Yazılımcılık Mı Saçmalık Mı?

 


Programcılık, sanalağ tasarımı vs konularında ya Türkçe destek çok eksik ya da istenen bilgiler bir türlü bulunamıyor. Söz gelimi microsoftun visual studio code diye bir editör uygulamasını indirdim.

 

Yotube’de html dersleriyle ilgili bir videoda bunun nasıl yükleneceği anlatılıyordu. Söylenen her şeyi yapmama rağmen benim yüklediğim editörün anlatıcınınkinden farklı olduğunu gördüm. Ayrıca kod yazmak için herhangi bir ekran açılmıyordu.

 

Youtube videolarında her şey yolunda giderken öğrenicilerin oradakilerle aynı şeyleri bulamaması acaba sadece benim başıma gelen bir sorun mu?

 

Ayrıca neden programlar, uygulamalar için Türkçe destek bu kadar az? Ve neden şimdiye kadar karşılaştığım hemen hemen hiçbir sorunla ilgili net bir bilgiye ulaşamıyorum? Arama motorlarının yapay zekâları her ne kadar soruları tamamlasa da cevapların hep aynı kalıplarla ve aynı metinlerle karşınıza çıkması size geri zekalı bir robotla karşılaştığınızı ve yapay zekânın aslında sizi anlamasının imkansız olduğunu hissettiriyor.

 

Yapay zekâ gramer kurallarına göre cümlemizi düzeltebiliyor ama “sorumuzu anlayamıyor”. Sorun da burada başlıyor. Yapay zekâ sorunuzla ne demek istediğinizi anlayarak size olası cevabı bulmuyor, sadece belli sözcüklere karşılık gelen verili cevapları önünüze seriyor. Elbette bir insan gibi cevap geliştirmesini beklemiyorum ama buradaki temel sorun,  cevaplar deposunun buna uygun geliştirilmemiş olması.

 

Yazılım veya sayfa geliştiricilerin şunları bilmesi gerekiyor

1-     Son kullanıcılar sizin gibi “dâhiler” olmayabilir.

2-     Son kullanıcılar sizin  kadar terminoloji bilmeyebilir, bilmek zorunda da değildir.

3-     Terminoloji sizin sorumluluğunuzdur  ve işin geri planıdır.

4-     Geliştiricilerin görevi, programı bilgisayara öğretirken , kullanımını son kullanıcının günlük diline uygun hale getirmektir.

Bütün bunlar, kimse kusura bakmasın ama   muhtemelen günlük konuşmada meramını doğru dürüst anlatamayan, herhangi bir konuda sıradan, basit betimlemeler geliştiremeyen ancak mota-mot ve kesintili süreçlerle bir ifade oluşturmak için düşünebilen, “makine kafalı” yazılımcılar tarafından oluşturuldukları için  yazılımlar makineyle anlaşabilirken son kullanıcıya yabancı kalıyorlar.

 

Özetle visual studio code saçma sapan, kullanışsız, satış zorlayıcı ve kör bir pencere yığını olarak bilgisayarımda ölü durumda bekliyor.