28 Eylül 2014 Pazar

Hayatla Savaşan Dincilik Ve Demokrasi


Dinciliğe karşı sürekli dinin özüne dair savunmalar geliştiriliyor. “İslâm aslında bu değil… İslâm’da bu işin hikmeti şu…” tarzı savunmalarla dincilerin aklına hitap edilmeye çalışılıyor.

Sorun dinciliğin akıl dışı özü.

Dincilik zaten akıl yerine körü körüne bir imanı benimsemiş insanların tavrı. Dolayısıyla onların herhangi bir yeni problem hakkında  kendi akıllarını kullanmak gibi bir yeteneği ve arzusu yok.

Dincilik her soruya aynı cevabı vermek demek. Dincilik hayatı dine  hapsederek yaşamak demek.

Dincilik modern liberal demokrasinin bütün temel kabullerini fütursuzca kullanıp bunlardan meşruiyet devşirmeye çalışıp  sonrasında liberal demokrasiyi rafa kaldıran bir Arap ikiyüzlülüğü.

Dincilik, bu yüzden tartışmaların akılla yapıldığı, iknaya dayalı hür seçimler rejimi olan  demokrasi ile bağdaşmayan bir kabul.

Dincilikle din ekseninde, akılcı din yorumları yöntemiyle baş etmek mümkün değil.

Çünkü dinciler zaten dini, bir “akıl alanı” olarak görmüyor. Dinciler için “din” içine girildiğinde çıkılamayan, çıkılmaması gereken bir siyasal parti, “hizip” ve kör bağlılık/ sadakat alanı. Böyle bir alanın mensuplarına, bağlılıklarını sorgulamaları gerektiğini  söylemek nafiledir. Çünkü zaten bu kör sadakatin temelinde aklı  bir fitne unsuru olarak görüp susturmak arzusu yatıyor.

Demokrasilerde insanlar fikirlerini özgürce değiştirebilirken dinciler, bırakın dini mensubiyeti değiştirmeyi, kıl kadar bir farklı düşüncenin gelişimini bile fitne ve küfür olarak görebilen aşırıcı insanlar.

Bu insanlar  sizin dinin özüyle ilgili samimi düşüncelerinizle vs ilgilenmiyor.  Bu insanların bütün arzusu sizi kendi bildikleri gibi yönetmek. Onlarla dini terimlerle konuşmak tartışmayı onların  kör ve akıl dışı kabullerinin zeminine çekmek oluyor.

Demokrasi bu yüzden dinciliğe izin veremez.

Dincilik gibi bireyi  kabul etmeyen, hayatı, ancak din ekseninde ve topluca yaşanan bir sürü yaşantısı olarak gören bir anlayışın, barışçı  yönetim değişikliği rejimlerinde yani demokrasilerde bir yeri olamaz.

Çözüm dinciliğin liberal demokrasilerin argümanlarını, yöntemlerini kullanmasını engellemektir. Dinciliğin toplumsal düzeni demokrasi yoluyla değiştirmesini  engellemektir.


Dinciliğin siyasal alanda yasaklanması bu yüzden demokrasinin, bireyin ve barışın korunması açısından elzem.

3 yorum:

Peride dedi ki...

Afşar Bey, dinciliği engellemek yada yasaklamak kolay bir iş değil ancak kanaatimce yapılması gereken devletin her inanca eşit mesafede olmasını sağlamak ve inançları sahiplerine özgür bir ortamda rahatsız edilmeden yaşanabilir kılmak. Bu benim laiklik tanımım dersem yanlış olmaz. İnanç her ne olursa olsun ister fasulyeye tapsın ister tek Tanrı'ya ister insanlığın bekasına...
Devletin eşit mesafesi içerisine dini hizmetler, eğitim öğretim ve siyasi çıkar anlamındaki mesajları da katmak kaydı ile...
Hukuk devleti, liberal demokrasi, negatif özgürlük falan bunun için gerekiyor sanırım.

ergün tutuş dedi ki...

Sayın AFŞAR......dinciliğin önünü açan Liberal Düşünceyi savunanlar değil mi....??*....siz onlara saha açarsanız...erki eline geçirdiklerinde...bir gün sizin de aklınızı ve düşüncelerinizi iğdiş ederler...din dipsiz bir kuyudur....1400 yıldır ve ondan önceki çağlarda insanlarca yaratılan dinler niçin günümüzde anlaşılır ve tartışılır durumdadırlar...???....vicdanlarda taht kurmuş din mi...???....yoksa...nefs'lerinin arzu, istek ve çıkarlarına hitap eden dinin inandık iman ettik diyenlerin ikiyüzlülüğüne eklemlenmiş din mi...??*....günümüzde her türlü kapıyı açan maymuncuk anahtarı din dir....saygılarla...

Afşar Çelik dedi ki...

Dincilik yakın zamana kadar engellenmişti aslında. Bu da dinin kollektif yaşanmasının ve daha önemlisi siyasette bir araç olarak kullanılmasının engellenmesi.

Aksi takdirde din doğrudan doğruya bir fitne haline gelebiliyor.