22 Ekim 2012 Pazartesi

Milliyetsiz Bir Hükümet Mümkün Mü?


 Son zamanlarda sürekli AKP’nin “milliyetçileşmeye” başladığından dem vuruluyor ve bu konudaki endişeler dile getiriliyor.

 

Bunu söyleyenler Türkiye’nin aslında kimliksiz, milliyetsiz bir toplum olduğunu düşünüyor. Bunu da her  çeşit etnik kökenden insandan oluştuğumuz  teziyle ispatlamaya çalışıyor.

 

Şüphesiz etnik/ırksal bir takım kökenleri var.

 

Problem kurduğunuz devletin etnik kökenleri mi milletleşmeyi mi esas aldığıdır.

 

Dünyada yok olduğu sanılan az sayıdaki  millî/ulusal devlette  devletin kuruluş felsefesi ve hukukî alt yapısı etnikliği reddeden, sorumluluk almak için milletin mensubu olmayı şart koşan  bir  ortak tavır vardır.

 

Hiçkimse meselâ Fransız olmanın getirdiği hakları reddederek, etnik kökeninden dolayı kendisine ayrı bir mahkeme, ayrı bir yasama bölgesi vs talep edemez. Fransa’da  Fransız ulusunun temsilcisi bir hükümet, Fransız insanının haklarını korumak üzere idarede bulunur. Hükümetlerin görevi, etnik kompleks taşıyanların milletleşmeye karşı direncine boyun eğmek değildir.

 

Dolayısıyla herhangi bir millî devlet, etnik komplekslerin, kendi kuruluşlarıyla ilgili meşruiyet tartışmasını “yok hükmünde” sayar ve hele bu tartışmalar silâhlı direnişe dönüşürse o direnişi düşmanca bit tavır sayarak yok etmeye çalışır.

 

Dolayısıyla hiçbir millî/ulusal devletin demokrasisinde devletin kuruluşuna temel sayılan millet oluşumunu reddetmek gibi bir meşru bir davranış  yoktur.

 

Bizdeki etnik ırkçılar, bizim devletimizin kuruluşuna esas teşkil eden kabullerin meşruiyetini sorgularken yaptıkları budur.

 

Bizim ülkemizin anormalliği, milletleşmeden habersiz cemaatlerin, milletin oyunu türlü yalan ( Atatürk’e yönelik yoğun karalama kampanyaları, İstiklâl  Harbi’ni ve şehitleri tahkir eden açıklamalar vs) ve çarpıtmayla yönlendirerek Türkiye’de Türklük aleyhtarı düşmanca bir tutumu iktidara getirebilmiş olmasıdır.

 

Dünyada kendi milliyetini inkâr eden tek hükümet Türkiye Cumhuriyeti hükümetidir.

 

Kendi iktidarını sağlayan hukuksal sistemin dayandığı milletleşme temeline hiçbir düşmanda rastlanmayacak kadar düşman olan hükümet,  bölücü etnik ırkçılara hiçbir silâhlı mücadeleyle elde edilemeyecek bir hareket sahası kazandırmıştır.

 

Türkiye’de siyasal İslamcı işbirlikçiler, milletin başında köksüz ve milliyetsiz bir hükümetin nasıl bulunabileceğinin en korkunç ve kıyıcı örneğini verdiler.

 

Sorunumuz, hükümetimizin devamı için milliyetimizden vazgeçip geçmeyeceğimizdir.

 

Görünen o ki Türkiye’nin yarısı, iktidar sahiplerinin sürekli menfaat halini “istikrar” diye kabullenerek soysuzluğu ve vatansızlığı kökleştirmekte,  kurumlaştırmakta beis görmemektedir.

 

Bu şartlar altında Türkiye Cumhuriyeti, Irak, Afganistan, Suriye gibi ilkel  kabileler konfederasyonlarından biri olmaya doğru hızla yol alıyor.

 
Milletin kendisi egemenliğinin meşruiyetinden vazgeçtiğinde, ortaya çıkacak yeni egemenin nasıl biri olacağını görmek isteyenler mevcut hükümetimize bakabilirler

Hiç yorum yok: