17 Ekim 2018 Çarşamba

Dolan Da Gel Birader Rushmore Dağı'ndan





ABD, 3. George zamanında kuruluyor.

Nigel Hawthorne’un başrolünü oynadığı “Kral George’un Deliliği” adlı filmde, krala Amerika’nın İngiltere’den ayrıldığı ve artık ayrı bir “ulus” olduğunu söylendiğinde, kralın verdiği cevap pek güzeldi: “Sanırım artık buna alışmalıyız.”

CNN Turk " Türkiye'nin Rushmore'u" diye nitelemiş.
Nitelemenin ölçüsü yabancı olunca anıtın kendisi de
 ancak "yan sanayi" kadar değerli oluyor zaar?
“Buna alışan” İngiliz Ulusu’na bağlı olarak  dünyada yanılmıyorsam otuza yakın ülke var ve “Common Wealth” ya da “İngiliz Milletler Topluluğu” olarak adlandırılıyorlar. Bu ülkelerin sözde birer bayrakları, hükümetleri falan var.  Fakat bir kısmının bayrağının köşesinde her ihtimale karşı bir “Union Jack” durup duruyor.

İyi de bu ne anlama geliyor? Thomas Jefferson ABD Anayasası hazırlanırken “ Bu anayasayla yeni bir ulus yaratıyoruz!” demiş. Yani? Felsefesi, dili, mantığı, hayat tarzı belki hâlâ basbayağı İngiliz olan ama İngiliz egemenliğinden zihnen  de olmak üzere kesinlikle ayrı bir toplum yarattıklarını/inşa ettiklerini  beyan etmiş.

Tamam da bunun bizimle ne ilgisi var?

Özellikle 80 öncesi siyasi karmaşa döneminde gençliğini yaşamış milliyetçilerle sohbet ettiğinizde şunu görürsünüz: Hayat onlar için MHP’den ibarettir. MHP onlar için milliyetçiliğin merkezindedir.  Onlar için milliyetçilik ancak MHP’den ibarettir.

Bir şey mi yazacaksınız, MHP için ne kadar faydalı olacağına bakılır. Yazdığınız, çizdiğiniz şeyin millet için ne kadar yararlı olduğuna MHPli bir “ağabey” karar verir.

Düşünecek  misiniz? Önce MHP’nin oy oranına nasıl yarayacağına bakılır. Ya da yarattığınız şeyin değeri olup olmadığına, kaç-göç, şeriat, fıkıh, tesettür falan konularına zarar verip vermediğine,  “yüksek İslami ahlak” standartlarına bakılarak karar verilir. Bu bahsettiklerim size çok köhnemiş, eskimiş, tükenmiş şeylermiş gibi gelebilir. Bu bahsettiklerim, şu anda adına “milliyetçi” denen camiada hâlâ devam etmektedir.

Adı, dili, felsefesi, mantığı, hayat tarzı her şeyi basbayağı İngiliz olan bir koloni toplumu, kendi bağımsız bilincini oluşturabilmişken Türkiye’de Türklük sevgisini ve övüncünü taşıyan, bağımsız ve yaratıcı zekâlar, kendilerini, Nakşi şeyhlerinin etkisindeki siyasi  derebeylerinin etkisinden hâlâ kurtaramamış.

Bu, doğru bir mukayese mi? Hangi açıdan baktığımıza bağlı ve bana epey doğru bir mukayese gibi görünüyor. Peki neden?

Çünkü “zihinsel bağımsızlık”  olmaksızın hiçbir şeyin anlamı yok, bırakın “anlamı”,  zaten hiçbir şey yok!

Düşünürken “MHPli ağabeylerim ve onların şeyhleri ne der?” diye düşünüp sonrada düşünmekten vazgeçen insanların Atsız’ın Türk merkezli düşüncesini anlaması beklenemezdi ve nitekim bugün Türklüğü’nü hayal meyal hatırlayan ve aslında basit bir Nakşi siyaset merkezi olan MHP dışında da Türklüğümüzün esamisi okunmuyor.

Türk Bayrağı taşıyan, bazıları kendisini “Atatürkçü” diye de tanımlayan kitlelerin ezici çoğunluğu Türk olmanın Kürt’leri kızdıran, Müslümanları küstüren, ırkçı bir mensubiyet bilinci olduğunu düşünüyor.

İngiliz bilinçli insanlar,  çorba gibi bir topluluktan bir ulus yaratabiliyor ama şerefli mi şefli bir tarihi olan Türk Ulusu, kendisini red ve inkâr ederek “insan” olmağa çalışıyor.

Elin oğlu, uluslaşmasının fikir babalarını Rushmore  Dağı’na  kazıyor, biz uluslaşmamızın en değerli ve çağdaş öncüsünü, büyük Atatürk’ü zihinlerimizden bile kazımağa çalışıyoruz.

Çok mu dağınık oldu? Belki önce “ Aman ha Cübbeli  Ahmet MHP’yi destekliyor, fazla dokunmayalım!” diyen milliyetçi siyaset kabzımallarına sormak lâzımdı ama…

2 yorum:

Unknown dedi ki...

Siyaset o kadar sulandı ki o güzelim düşünce ürünü yazılarınıza girmemeli diye düşünüyorum.

Afşar Çelik dedi ki...

Siyaset o kadar sulandı ki artık paçalarımızdan sızıyor...