3 Ekim 2013 Perşembe

Başörtüsü Fitnesinde MHP’nin Vebali

MHP başörtüsünü destekleyecekmiş.

Başörtüsü, memleketin  mevcut halinde, düşünülecek en son şeyken dincilik zaafiyetiyle MHP’nin Ak Parti’yi desteklemesi son derece büyük bir hatadır.

 Hatta bu, ihanetin eşiğinde bir harekettir.

 Çünkü başörtüsü veya türban, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik temellerine karşı düşmanlığın ve saldırının sembolüdür. Başörtüsü/türban bir inanç hürriyeti nesnesi değil, dinci fitnenin meşruiyet için kullandığı bir maymuncuktur. Bu maymuncuk, demokrasi istismarının, temel haklar suiistimalinin, kavram çarpıtmasının  en kötü, en çirkin aracıdır.
Düşmanın sembolleriyle uzlaşılmaz.
Oysa MHP bunu her zaman yapmaktadır.

İş, dinin topluma egemen kılınması gibi bir politikaya geldiğinde; MHP’nin bütün yaptığı, kraldan daha fazla kralcı olmak ve şeriatçılığa prim vermek oluyor.

MHP’nin sentetik dinci ideolojisi yüzünden artık milliyetçilerle dinciler arasındaki çizgi iyice silikleşmiştir.
MHP tarafından dayatılan dinci sentez ideolojiyle dinci/şeriatçı olmayanların, Türk’ü sevemeyeceği kanaati kafalara kazınmaktadır.

Her seferinde kendilerini, dinle haklılaştırmaya çalışan siyasal milliyetçilerin bu metodu, milliyetçiliğe meşruiyet kazandırmak yerine, hayatı, dinle kesip biçmeye çalışan dincilerin, “haklı oldukları” algısını güçlendirmektedir.
Mevcut şartlar altında, ferdin kendisine bırakılmış bir özgürlük alanı olan dinin, topluluk/cemaat yaşayışı haline getirilmesi işinin resmileştirilmesi, lâikliğin yıkılması demektir ki kamuda başörtüsü “serbestisi” yalanı, bunun manivelâsıdır.
Ferdin  kendince yaşadığı, yaşaması gereken bir inanç şeklini, birilerinin anlayışına göre kolektifleştirmeye başladınız mı, toplumu o inanç ekseninde bölersiniz ki MHP sırf Müslüman olduğunu göstermek inadı yüzünden, bu dinci fitne projesine çanak tutmaktadır.

 MHP’nin anlayamadığı şey şudur:

Şu saatten sonra hiçbir dinci seçmen, MHP’yi - ağzıyla kuş tutsa dahi  -bir “Müslüman partisi” olarak kabul etmeyecektir, zaten etmemiştir de.

MHP dinciliğe verdiği bu açık çekle iki şeyi korkunç biçimde tahrip etmektedir:
Bunlardan birincisi, Türk milliyetçiliğinin millet nezdinde itibarını zedelemekte, Türk milliyetçiliğinin taklitçi ve ikiyüzlü bir din istismarcısı oy avcısı gibi görünmesine yol açmaktadır.

İkincisi ve asıl önemlisi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine kurulduğu ve uluslaşmamızı sağlayan  hukuk devleti, lâiklik ve demokrasi sac ayaklarının dincilikçe tahrip edilmesine ön ayak olmaktır.

MHP başörtüsünün, aynı zamanda etnik ırkçılığı da kullanarak memlekette oy devşirmeye çalışan dinci Ak Parti’nin, Türk düşmanlığını meşrulaştırma araçlarından biri olduğunu idrak edemezse; tekbir getirerek ciğer söken hayvan sürülerinin, ülkeye egemen olmasından birinci derecede  mesul olacaktır. MHP bugün bu vebalin farkında olmadan, olmak da istemeden, mecliste başörtüsü “serbestisinden” dahi bahsedebilmektedir.
 MHP hâlâ işin, basit bir liberal demokratik özgürlük meselesi olduğunu sanmaktadır. Oysa yapılan, eninde sonunda,  kamu yoluyla başörtüsünün resmileştirilmesi ve mecburi kılınması  olacaktır. İran örneğinden ders almaksızın durmadan bir  sentetik sözde ideolojiyle millete Müslüman olduğunu göstermeye çalışmak siyaset değildir.

MHP artık dinciliğin, insani duygular üzerindeki tasallutunun farkına varmalıdır.
MHP artık dinin siyasetin malzemesi olmadığını, olamayacağını idrak etmelidir.
MHP artık dinin resmi uygulamalarda bir fitne sebebi haline geleceğini anlamalıdır.
MHP lâikilğin, “dinsiz ittihatçıların” bize dayattığı keyfi bir rejim olmadığını, medenî ve insanca yaşamanın vazgeçilmez şartı olduğunu öğrenmelidir.

MHP dine Ak Parti gibi bakarak milliyetçilik yapamaz.  Ağzına “Allah” kelimesini alarak siyaset yapmanın ahlâk dışılığını anlayamadıkça MHP’nin bütün “milliyetçilik” söylemleri,  basit bir kabileci taklitçilikten öteye gitmeyecektir.

 Bunun ötesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin medeniyet ekseni kırıldığında ortada ne MHP ne de onun milliyetçiliğini güttüğü bir Türk Milleti kalacaktır.
 MHP başörtüsü ve İslamcılık sevdasından bir an önce vazgeçmelidir.


4 yorum:

selcen dedi ki...

Her kelimesi doğru ve yerinde yapılnış eleştirilerle dolu bu yazıyı birileri gene beğenmeyecek tabii.

Afşar Çelik dedi ki...

Vakit ayırıp okuduğunuz ve yorumladığınız için teşekkür ederim. Hakikate gözümüzü kapatmakla ne kadar meşgulüz, değil mi? Her zaman beklerim. Saygılarımla.

Derya Yeliz ULUTAŞ dedi ki...

".. başörtüsü veya türban, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik temellerine karşı düşmanlığın ve saldırının sembolüdür. Başörtüsü/türban bir inanç hürriyeti nesnesi değil, dinci fitnenin meşruiyet için kullandığı bir maymuncuktur."

Bu cümle tam olarak; herkesin artık türbanın bir özgürlük simgesi olmadığını anlaması için oldukça açık ve net bir rehber olmuş bence. " Kıçını açanlar giriyor devlet dairelerine, başını kapatanlar niye giremiyormuş ?" şeklinde ahkâm kesenlere cevap olsun.

Afşar Çelik dedi ki...

İçlerinden teki çıkıp da "Türk olmaktan mutluyum. Anayasaya bağlıyım. laiklik olmazsa olmaz..." falan deseydi, o zaman bu bir ifade hürriyeti meselesi olabilirdi. Ama hepsi, istisnasız Türkiye Cumhuriyetini düşman kabul ediyor. Bu iki yüzlülüktür.

Çok teşekkür ederim Yelizciğim, eksik olma. Gene gel, hep gel. :)