9 Nisan 2010 Cuma

Bu Topraklar Kimindir?



Birkaç yıldır, sürekli kullanılan bir “Bu topraklar” nitelemesi konuşmaları işgal eder oldu.

Bu nitelemenin çok sevilmesinin sebebi herhalde had safhada belirsiz, silik ve nötr oluşu.
Dünyada bir milli varlığa ait olmayan pek az toprak var. Millî devletlerin kuruluşu, milletlerin kendilerine ait, kurallarını, bürokratik işleyişini, hayat tarzını kendilerinin belirledikleri meşru sınırlı coğrafî aidiyet bölgeleri oluşturmak amacını güdüyordu. Bundan dolayı milletin hükmettiği toprak parçası onun adıyla anılıyordu.

Milletleşememiş toplumların kurdukları “devlet”lerde, bu toprak parçası üzerinde “safsızlıkların” barınamadığı, izole otarşik kampların yerleşim yeri olarak kaldı.


Meselâ bu gün ülkemizde yüz bin vatandaşının kaçak olarak yaşadığı Ermenistan, böyle bir toprak parçasıdır. Çünkü orası artık “kendinden olmayanların yaşayamadığı”, “safsızlıklardan arındırılmış”, bir etnik ayrımcılık bölgesidir. (Biz dış politikada böyle bir ülkeyle “normal ilişkiler” kurmak istiyoruz…)


Dolayısıyla salt bir toprak parçasından bahsetmek o toprak parçasının gerçek sahibinin niteliklerinden bahsetmeksizin hiçbir anlam ifade etmez.
Dolayısıyla Türkiye’den “Bu topraklar” diye bahsetmek hiçbir hükme varmayan, hiçbir anlam içermeyen, içi boş bir vatanseverliktir.


Çünkü bu topraklar nitelemesi “vatan” kelimesinin taşıdığı değerleri taşımamaktadır. Zaten nevzuhur liberaller ve onların desteklediği etnik ırkçılarla, bir kısım enternasyonalist solcu da “vatan” kelimesinin değersizleştirilmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Bugün “vatan” kelimesi “Vatan millet Sakarya” laubaliliğinin bir parçası olarak algılanmaya başlamış, bu kelime artık doğrudan faşizm ve ırkçılıkla ilişkilendirilir hale getirilmiştir.


Bu “değersizleştirme” taktiği Marksistlerden tevarüs edilmiştir. Önce bir kelimeyle dalga geçer, onun içerdiği değerlerin aslında bambaşka şeyler olduğunu söyler ve böylece onunla ilgili bütün çağrışımları da “devirir” sonra “devrim” yaparsınız.


Bu gün nevzuhur liberaller, vatan kelimesinin, demokrasi karşıtlarının kullandığı bir terim olduğunda boşuna ısrar etmemektedirler. Çünkü Marksistlerden miras olarak aldıkları enternasyonalist düşüncede bu kelimeye yer yoktur. Bu tavırları da doğrudan etnik ırkçı/ayrılıkçılarca kullanılmaktadır.

O halde “bu topraklar” nitelemesi ne anlama gelmektedir? Somut olarak hiçbir anlama gelmemektedir! Hiçbir egemenlik ve millî varlığa karşılık gelmemektedir.


Bu nitelemeyi kullananların zaten “Türk” kelimesinden nefret edenler olması tesadüf değildir.
Sanırım bu nitelemenin ( Niteleme dememizin sebebi şudur: Buradaki “Bu” kelimesi , toprakları işaret eden bir işaret sıfatıdır, yani toprakları nitelemektedir), kullanılma sebebi etnik terörün yarattığı yılgınlık, etnik terör destekçilerinin ve onların işbirlikçisi nevzuhur liberaller ve bazı sol kampın Türk kelimesini artık hafızalardan silmek onu doğrudan ırkçılıkla ilişkilendirmek için yürüttüğü yoğun propaganda, hukuk ve demokrasi kavramlarının içinin boşaltılması ve bunlar hakkındaki yaygın cehalet.


Ki bu son durumdan liberaller çok büyük oranda sorumludur. Demokrasi ve hukukun, hukuk devletinin tanımlarının etnik ırkçıların istismarına karşı savunulması sorumluluğu en fazla onlara düşmekteyken, temel hakların kullanımının milli egemenliğin reddine varmasına ses çıkarmayarak gelecekteki muhtemel bir etnik iç savaşın ve bölünmenin zeminin hazırlanmasında etnik ırkçılardan daha fazla vebal altına girmişlerdir. Bunu telaffuz eden ben değilim. Daha üç gün evvel, BDP genel başkanı hepimizi iç savaşla tehdit ettiğinde liberallerin seslerinin çıktığını işitmedik, o bakımdan…


Dolayısıyla… Toprak ancak belli soyut değerlere göre şekillenmiş bir toplumsal oluşuma mesken oluyorsa bir anlam ifade eder. Aksi takdirde güç ilişkilerinin üzerinde cirit attığı bir arenadan gayrisi olamaz.
O halde… Bu topraklar kimindir?

Bu topraklar neden “değerlidir”?
Bu “değerlilik” durumu hem kıymetlilik anlamında hem de “değerlere” ev sahipliği yapmak anlamında önemlidir.


Bu topraklar jeostratejik olarak fevkalâde değerlidir/kıymetlidir. Çünkü Asya’yı dünyaya bağlayan en kısa ve düzgün yoldur. Çünkü bu yol asırlarca Türk Milleti tarafından emniyet altına alınmıştır.

Bu topraklar, tarihin en eski millî oluşumlarından Türk’lere mesken olmuş, onların taşıdığı değerlerin ( değer, sahip olduğumuz ve korumak istediğimiz varlıkların hepsidir), üzerinde tecessüm ettiği ve bu yüzden bir anlam içeren, yani “vatan” olan topraklardır!
Bu iki sebepten bu topraklar, bir milletin adını taşıyan, “Türkiye” olarak anılan topraklardır!
Çünkü bu topraklar Türk’ün, üzerinde yaşayan yüzlerce küçük topluluğu asırlarca barış içinde koruduğu, Bizans’ın yıkım ve zorbalığından kurtardığı ve kendisine “vatan” ettiği topraklardır!
Yani bu topraklar sahiplidir!


Bu topraklara sahipleri olan Türk’lerin tapu sicilleri Hakkâri’nin dağlarındaki kaya yazılarından, Ahlat’taki, Gevaş’taki mezar taşlarından Selimiye’ye kadar, taşın işlendiği her yere kazınmıştır, işlenmiştir.


“Vatan” ve “Türk” kelimelerinden iğrenenlerin, bu toprakların asırlarca bu millî damgayı nasıl taşıdığını, bu millî kişilikle nasıl bütünleştiğini anlayamamaları, bizi ,vatanımızın adından utanmaya itemez!
O halde bilmeyenler için söyleyelim:

“Bu topraklar” Türk vatanıdır!

2 yorum:

selcen dedi ki...

cümle kesindir.Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce de buraya Türkiye deniyordu.Atatürk doğan çocuğun kulağına ezanını okumuştur sadece.Bunun için nefret ediyorlar Atatürk'den.Ne koysaydı yani?Olmayan bir adı uydurabilir miydi?
Türklerin yurt edindiği pek çok toprak şimdi yine onların verdiği adla anılıyorsa bir sebebi vardır değil mi?Eline sağlık.

Afşar Çelik dedi ki...

Selcen hanım diğer iki yorumunuz onaylamama rağmen çıkmadı sebebini bilmiyorum. lütfen yeniden yollar mısnız? İlginize teşekkürler, aklınıza, elinize sağlık.

Türksüz Türkiye nasıl olur ben de düşünemiyorum...